Venedik

Suyun gizemli şehri

“All’orso paion belli i suoi orsacchiotti” diyor bir İtalyan atasözü. Yani “Güzellik, bakanın gözündedir”. Ancak konu Venedik olunca iş değişiyor. Kim bakarsa baksın, su üstünde yüzen bu ilgi çekici şehrin güzelliğine kapılmadan edemiyor.

Daha önce birkaç kez geldiğimiz Venedik’e bu kez karşı kıyıdaki Fusina’dan deniz yolu ile ayak basıyoruz. Bir zamanların ekonomi ve ticaret merkezi olan Venedik, günümüzde ise dünyanın en çok turist çeken şehirlerinin başlarında geliyor. Yaz, kış demeden, yılın her mevsimi milyonlarca turisti ağırlayan bu güzel şehrin çekirdeğini Rialto bölgesi oluşturuyor. Büyük Kanal başta olmak üzere İrili ufaklı 170 kanal, 400 köprü ve 118 adanın üzerine kurulmuş. Adacıkların birleştirilmesiyle elde edilen alanlara binalar inşa edilmiş, toplam alanı yaklaşık 415 km2.

 

Venedik (5)

 

Venedik, adını o bölgede yaşayan Veneti’lerden alıyor. 2011 sayımına göre Çevre 6 belediye ile birlikte nüfusu 263.996 kişi. Fakat yaz aylarında bu rakam o kadar çok artıyor ki ada her yıl 1-2 milimetre suya batıyor. California Üniversitesi Okyanusya Enstitüsü kentin doğu kısmının çok hızlı sulara gömüldüğünü söylüyor. Belediye ise çözüm olarak şehre gelen turist sayısını sınırlandırmayı düşünüyor. Şehirde devamlı ikamet eden yerli sayısı çok az. Kalanlar ise yaşlılar. Her şey o kadar turistik ki, evi olanlar evlerini turistlere kiralayıp kendileri ana karadaki Mestre bölgesinde kalıyorlar. Geçim sadece turizm ile sağlanıyor diyebiliriz. Bir rekora göre bir günde 150.000 turist gelmiş ki bu Venedik nüfusunun yarısı ediyor. Venedik’te fiyatlar diğer Avrupa şehirlerine göre oldukça yüksek. Bunun nedeni ise her şeyin deniz yoluyla taşınması ve maliyetleri artırması.

Ünlü Büyük Kanal (Canalazzo) ters bir S harfi şeklinde, uzunluğu 3800 metre, genişliği bazı yerlerde 30 m bazı yerlerde 70 m, Derinliği 5 ile 5,5 metre civarında. Şehri neredeyse ikiye bölüyor. Doğu tarafta kalan St.Marco daha geniş. Dükler Sarayı da burada yer alıyor. Büyük Kanal üzerinde Scaizi, Railway, Rialto ve Accademia olmak üzere dört önemli köprü var. 45 küçük kanalcık, büyük Kanal’a bağlanıyor. Tipik bir kanal 4m ile 5 m genişliğinde ve ulaşım sadece gondolla mümkün. Bu dar kanallara calhi deniliyor ve calhi’ler, campi adı verilen küçük alanlara açılıyorlar. Büyük alanlara ise campielli deniyor. Kanal bazen bir binanın avlusuyla sonlanıyor ki bu alanlara da sorti adı verilmiş.

 

Venedik (3)

 

Venedik’e gidipte Gondolları es geçmek olur mu? Gondol kelimesinin Cymbulo (küçük kayık) kelimesinden geldiği varsayılmakta. Bu küçük, asimetrik, alt kısmı düz olan kayık sadece bir kişi tarafından ve ayakta kullanılıyor. Gondolculuk babadan oğula geçen bir meslek. İlk gondollar  13.Yüzyıl sonlarında ortaya çıkmışlar ve o günden bu yana kullanılıyor. 1562 Yılında çıkan bir  yasayla tüm gondolların siyaha boyanması zorunlu hale getirilmiş.

Venedik, estieri denilen 6 bölgeye ayrılıyor. St.Marco, Castello, Cannaregio, St.Crode, St.Paul ve Dorsuduro olarak bilinen bu 6 bölgede yaklaşık 70.000 kişi yaşamakta. Nüfusun yarısı turizm ile uğraşıyor. Yakın bir zamana kadar 300 bine yakın bir nüfus barındırırken ana karaya göç nedeniyle 70 bin civarında bir nüfus kalmış. Yerli halkın sayısı gittikçe azalıyor. Venedik ana karadan yaklaşık 4 km kadar uzakta. Ana kara ile ulaşım deniz, demiryolu ve karayolu ile sağlanıyor. 1801-46 yılları arasında inşa edilen demiryolu köprüsü 3601 m iken, 1931-32 yıllarında yapılan onarımlarla uzunluğu 4070m çıkarılmış.

 

Venedik (9)

 

Venedik’in 2 tane önemli Azizi (Saint) var: Biri, St.Todora (Thedora) diğeri ise St.Marco. St. Thedora Doğu Roma İmparatorluğu’ndan bir kraliçe. Evangelist St.Marco ise Hıristiyan dininde kabul edilen dört İncil yazarından biridir. 828 yılında 2 Venedikli tüccar Onun Mısır’daki röliklerini (kutsal sayılan kişilere ait vücut parçaları veya eşyalar) Venedik’e getirmişler ve şehre hediye etmişler. Venedik’e St.Marco’nun röliklerinin getirilmesinin ardından Venedik büyük onur kazanmış ve o günün yöneticileri St. Marco’yu şehrin koruyucusu ilan etmişler. St.Marco’nun sembolü olan aslan ise Venedik’in sembolü olarak kabul edilmiş.

Kardeş şehirleri arasında İstanbul’un da yer aldığı Venedik’in diğer adı da Serrennissima, yani “huzurlu”dur. Bunun sebebi tüm sosyal ve politik yaşamın kanunlarla belirlenmiş olmasıdır. Kent güvenli bir liman olarak kurulmuş. Uzun yıllar boyunca özellikle Doğudan gelen mallar (kumaş, değerli taş ve madenler, halılar, baharatlar vs.) buradan, Avrupa’ya ulaştırılmış.

 

Venedik (1)

 

Venedik’te Avrupa’nın en eski Musevi Gettosu bulunuyor. 5 Sinagog, 1 Musevi Müzesi, Kosher Lokantaları, eski Musevi evleri ve Lido’daki eski Musevi mezarlığı var. St.Marco Meydanına varır varmaz bizi bir güvercin ordusu karşılıyor. Söylendiğine göre Venedik’e ilk güvercinler Kıbrıslı Tüccarlar tarafından, Venedik Dükünün karısına hediye edilmek üzere getirilmiş, bu tarihten sonra da giderek çoğalarak bu meydanın bir parçası olmuşlar.

 

 

Venedik (11)

 

Grand Kanal kenarlarında 200’ün üzerinde saray var. Saraylarda Gotik, Rönesans ve Barok stiline sıkça rastlanmakta. Bazı saraylarda Bizans mimarisi de göze çarpıyor. Grand Kanal’da ulaşım deniz otobüsleri (vaporetto) ve gondollar ile sağlanıyor. Ayrıca deniz taksileri de mevcut. Biraz araştırınca, Grand Kanalı boydan boya sadece 1 numaralı deniz otobüsü (vaporetto) ile geçebileceğimizi öğreniyoruz. Grand Kanal’da yüzmek para cezasına tabi ve bu konuda çok sıkı kontroller yapılıyor.

Kanalın her iki kıyısında 12. yüzyıldan 18.yüzyıla kadar inşa edilmiş konutlar antrepolar ve kamu binaları yer alıyor. Bu binaların çok büyük bölümü Venedik’in bir dünya ticareti başkenti olduğu dönemde burada oluşan yeni zengin aileler tarafından yaptırılmış. Binalar bugün de bu ailelerin isimleriyle anılıyorlar, bir çok aile hala bu binaların sahibi. Gösterişli binalar genel olarak XVI.yüzyılda yapılmış, kareye yakın dikdörtgen planlılar. Giriş katları genellikle rüstik taşlarla kaplanmış diğer katlar ise sütunlarla bölünmüş pencereli bir cephe düzenindeler. Girişe yerleştirilen yarım daire kemerli kapı açıklıkları hem dışarıyla bağlantı sağlıyor hem de gelen veya gidecek olan malların yüklenmesinin yapıldığı yer olarak kullanılıyor. Giriş katları genel olarak depo olarak ayrılmış. İkinci kat ise tüccar ve ailesine ait. Özellikle giriş kapısı üzerindeki odalar. Bazen binalarda bu bölümün balkonlu olarak inşa edildiği görülebiliyor.

 

Venedik (2)

 

Büyük kanalın en ünlü ve en eski köprüsü, (Ponte Rialto) Rialto Köprüsüdür. Orijinali ahşap olan köprü 1440 yılındaki onarımda yeniden ve yine ahşap olarak yapılmış ve bu onarım sırasında köprüye dükkânlar da ilave edilmiş. XVI. yüzyıldaki onarımında ise gerektiğinde ortadan açılarak büyük deniz taşıtlarının da geçebileceği özellik eklenmiş. Bu mekanizma için mimarlar arasında bir yarışma düzelenmiş ve Michelangelo, Palladio ve Sansovino gibi tanınmış mimarların katıldığı yarışmayı Antonio Da Ponte adlı, o günlerde pek tanınmayan bir mimar kazanmış. Kanalın en dar yerine yapılan köprünün ayakları yaklaşık 12.000 adet, çamurlu zemine saplanmış kolon üzerine oturmakta. Bugün köprü üzerinde 24 adet dükkân yer alıyor.

Şehrin en güzel anıt binalarından olan Dükler Sarayı ve Sansoviane Kütüphanesinin her iki yandan sınırladığı Piazzetta Dı San Marco (St.Marco Meydanı), St.Marco Kilisesi ile sonlanıyor. Fransız Yazar Alfred de Musset meydan için “Avrupa’nın Salonu”, Napolyon ise “Avrupa’nın en güzel şenlik alanı” ifadesini kullandığı alan ilk kurulduğunda pazaryeri olarak tasarlanmış ve kullanılmışsa da 1536 yılından sonra alanın temiz tutulması amacıyla burada pazar kurulması yasaklanmış.

 

Venedik (13)

 

Meydan aynı zamanda pek çok ünlü ziyaretçileri ile isim yapmış ve marka olmuş olan kahvehaneleri ile de ünlü. Meydanın ve İtalya’nın en eski kahvehanesi olan Caffe Florian (1720 yılında inşa edilmiş) pek çok yazar, şair ve müzisyenin buluşma yeriymiş. Goethe, Thomas Mann, Marcel Proust, Hemingway ve Mark Twain gibi pek çok ünlü kişinin müşterileri arasındaki  kahvehane hala hizmet veriyor.

Meydanın deniz tarafında iki büyük sütun yer alıyor. Birinin üzerinde St.Marco’dan önce şehrin koruyucusu olan Bizans Kraliçesi Teodora,  diğerinin üzeride ise St.Marco’yu temsil eden ve aynı zamanda Venedik’in de sembolü olan bronz bir aslan heykeli yer alıyor. Bu sütunlar Venedik’e 1125 yılında getirilmiş ve bugünkü yerlerine 1172 yılında Rialto Köprüsü’nün de ilk mimarı olan Niccola Starantonia tarafından dikilmiş. Yıllar boyunca idam cezaları bu sütunların arasında infaz edilmiş.

Venedik dukalarının ikametgâhı ve yönetim merkezi olan, Dükler Sarayı (Palazzo Ducale), Pembe Verona Mermeri ve beyaz Istra taşından Gotik Üslupta yapılmış. İçi fresk tekniği ile yapılmış resimlerle süslenmiş olan yapının bir bölümü hapishane olarak da kullanılmış.

Venedik-(14)

 

Libreria di San Marco (Sansovino Kütüphanesi) binası St.Marco Meydanının batı tarafı boyunca uzanıyor. Bu gösterişli bina Mimar Palladio’nun eseridir. Oldukça zengin, nadir eserlerin bulunduğu bir kütüphanedir. Kütüphane Kardinal Bessarione tarafından oluşturulmuş.

St.Marco Meydanındaki Saat Kulesini herhalde bilmeyenimiz yoktur. Kule meydanın doğusundadır ve 1496-1499 yılları arasında Mauro Coducci tarafından yapılmıştır. Kulenin iki yanında daha alçak olan binalar 1500-1506 yılları arasında Pietro Lombarda tarafından yapılmıştır. Kulenin üzerinde yer alan terasta bronz döküm olarak yapılan bir çan ve bu çana ellerindeki balyozlarla saat başı vuran iki erkek heykeli yer alır.

Bizi de yakından ilgilendiren Fondaco dei Turchi veya Palazzo dei Turchi’den söz etmemek olmaz. Fondaco dei Turchi”, 13. yüzyılın ilk yarısında Giacomo Palmier tarafından inşa edilmiş bir saray. Fondaco dei Turchi Canal Grande’nin sağ tarafinda San-Marcuola istasyonu’nun karşısında bulunmakta.

 

Venedik (4)

 

Venedik’in en eski saraylarından birisi olan “Fondaco dei Turchi” kıvrımlı bağlantıları ve ince sütunlari ile Bizans mimarisinin tipik bir örneğidir. 1621’den itibaren Türk tüccarlar sarayı ticaret merkezi olarak kullanmaya başlarlar ve 1838’e kadar olan bu süreçte orada ikamet eden Türkler binaya bir cami ve hamam inşa ederler. Ayrıca XIX. yüzyılın ikinci yarısında başlayan restorasyon çalışmaları esnasında sarayın üst kısmına kubbe biçimde eklemeler yapılır ve 1923’den bu yana “Venedik Doğa Tarihi Müzesi (Museo di Storia Naturale di Venezia”) olarak kullanılıyor.

Palazzo Ducale’ye gelince, Gotik tarzında inşa edilmiş bir saraydır ve Venedik’in en çok ziyaret edilen noktalarından biridir. Venedik Cumhuriyeti’nin yüksek yetkilisi (Doç) Doge’un ikametgahı olan Palazzo Ducale, XIX. yüzyılda şato olarak inşa edilmiş. Doge ve hükümeti bu saraydan Venedik Cumhuriyetini yönetmiştir. Çıkan yangınlar nedeniyle birçok kez yıkılıp yeniden yapılan saray,1923 yılında müzeye dönüştürülmüş. Yapı günümüzde Fondazione Musei Civici di Venezia’ya bağlı olan 11 müzeden biri olarak hizmet veriyor. Turistlerin oldukça ilgisini çeken saray 2010 yılında 1.358.186 kişi tarafından ziyaret edilmiş. Porta della Carta (Kağıt kapısı) XV. yüzyıldan kalma gotik parçalardan biridir. Bu adın verilmesinin nedeni Doge’un emirlerini içeren kağıtların buraya asılmasıdır. Ziyaret güzergahı üstünde “Altın Merdiven” (Scala d’Oro) görülebilir. Düklerin odalarında çeşitli sergiler ziyaret edilebilir. Jacobo Bassano imzalı “Kenan’a Dönen Yakub” ve Veronese imzalı “Europe’nın Kaçırılışı” eserleri de Palazzo Ducale’de görülebilir.

 

Venedik (6)

Palazzo Ducale’yi ziyaret etmeyi planlıyorsanız 20 Euro’luk rehberli tur çok işe yaradığını belirtmeliyim.Böyle bir tur ile yöneticilerin çalıştığı bölümlerin yanı sıra Casanova’nın hücresini ve 500 yıllık harika çatı kısmını da görebilirsiniz.

Daha önce söz ettiğim gibi 200 ün üzerinde saray ya da önemli yapının bir kaçından daha söz etmem gerekiyor. Evet, Santa Maria della Salute ile başlayayım. XVII. yüzyılda Meryem Ana’ya ithaf edilerek inşa edilmiş. Bu dönemde Venedik halkının üçte biri veba nedeniyle öldüğü dönemde yapıldığı için  “Veba kiliseleri” olarak anılan yapılardan biridir. 1630 yılında Venedik vebadan olağanüstü şekilde etkilenince Venedik Cumhuriyeti bir kilise inşa ederek bunu Meryem Ana’ya ithaf etmeye karar verir. Barok stili ile dizayn edilen yapının mimarı Vincenzo Scamozzi’dir. Yapı, sekizgen şekilde ve tamamen Aziz Mary’nin kaynak işaretlerine göre inşa edilmiştir. Roma Katolik kilisesi olan Santa Maria della Salute çoğu zaman “Salute” adı ile biliniyor. Grand Kanal (Büyük Kanal) ve Bacino di San Marco arasındaki alanda yer alır. Santa Maria della Salute’nin kubbesi Venedik silüetini süsler ve şehrin sembollerinden biridir.

Venedik (8)

 

Kilisenin içerisinde ünlü İtalyan ressam Tiziano’nun “Kilisenin Doktorları ve Evangelistler” (Doctors of the Church and Evangelists), “David ve Goliath, Abraham ve Isaac” (David and Goliath, Abraham ve Isaac), “Petecost” gibi önemli çalışmaları vardır.

Ca’d’oro ; XV. yüzyılda inşa edilmiş, birçok güzel heykel ve işlemeyi barındıran gotik bir saraydır. Bir zamanlar ön yüzü altınla kaplı olduğu için Ca’D’Oro (Golden House) yani Altın Ev adını almış.

Ca’rezzonıco ;Grand Canal’ın sağında yer alan barok stilinde XVII. yüzyılda yapılmış ve şu anda Museo del Settecento Veneziano’ya ev sahipliği yapan bir binadır. 1660 yılında Baldassarre Longhena tarafından inşa edilmiş, 1750’de Giorgio Massari tarafından tamamlanmıştır.

 

Venedik (7)

 

Accademıa gallerie; Venedik gezilecek yerler listesindeki en önemli müzelerden olan Accedemia Galleries, Accademia köprüsü altında bulunan ve 1750 li yıllarda resim, heykel ve mimari okulu olarak kurulan yapıdır. Kuruluş amacı, Venedik’i de Floransa, Milano, Bologna gibi resmi sanat merkezlerinden biri haline getirmektir. Günümüzde Accademia Galleries’de Tiziano’dan Pieta, Mantegna’dan Aziz George, Tintoretto’dan Aziz Markos’un Kaçırılışı gibi ünlü eserler görülebilir.

Ca’pesaro sarayı; Ca’Pesaro, Grand Canal üzerinde bulunan barok tarzı bir saraydır ve Matise, Klimt, Kandisky gibi ünlülerin çalışmalarına ev sahipliği yapar. 1682 tarihinde yapılan bina üst katında Asya Müzesini de barındırır. Bu kısımda samuray silahları, zırhlar, tazminat olarak alınmış sanat eserleri sergilenmektedir.

Correr museum; Correr Museum, 18. yüzyıla ait tarihi objeler ve XIII. ve XVI. yüzyıllara ait resim ve heykellerin sergilendiği Venedik tarihine adanmış, Venedik gezilecek yerler listesinde yer alan bir diğer önemli müzedir. Ayrıca müze içerisinde eski ilginç kadın ayakkabıları koleksiyonu ile XVI. yüzyıl şehir haritaları da Correr Museum’da görülebilir.

 

Venedik (15)

Scuola grande du san rocco, San Rocco Kilisesi yanındadır ve Venedik’teki Rönesans dönemi başyapıtlarından biridir. San Rocco’da Tintoretto’nun elliden fazla eseri görülebilir ve bu çalışmalar veba ile savaşan San Rocco adına yapılmıştır. 1500 lerde yapılan bu eserler 23 yılda tamamlanmıştır ve her biri bir başyapıttır. En önemli olanı ise “Crucifixion” (Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesi) adlı çalışmadır.

Santa maria dei miracoli; Santa Maria dei Miracoli “mermer kilise” olarak da bilinir. Renkli mermerleri, dış duvarındaki sütunlar ve yarı dairesel eğrilik ile Venedik Rönesans döneminin ilk örneklerindendir. Dairesel dış yüzü Milano’daki Donato Bramante’nin kiliselerini andırmaktadır. 1481 – 1489 yılları arasında inşa edilen Santa Maria dei Miracoli ihtişamlı iç mekanıyla günümüzde düğünlerin yapıldığı bir kilisedir.

Riva degli schiavoni; gezilecek yerler listesindeki en kalabalık noktalarından biridir. Doge’s Palace ve Arsenale arasında yer alır. Slav rıhtımı olarak kullanılan ve bu şekilde bilinen Riva delgi Schiavoni’de günümüzde hediyelik eşya satan dükkanlar, büfeler ve dondurmacıları ile ünlü.

Santi giovanni e paolo; Venedik’in en büyük kiliselerindendir ve bazı benzer özellikleri nedeniyle Venedik’in Pantheon’u olarak anılır. 15. yüzyıldan sonra birçok kralın cenaze töreni burada yapılmış ve 25 kral bu kiliseye defnedilmiştir.

Venedik, geride bıraktığı zengin tarihi, renkli simaları ve Adriyatik denizinde adeta yüzen bir gemi gibi hissedeceğiniz bir kara parçası.

Buraya sığdıramadığım bir çok ilginç yerinin daha olduğunu ve daracık sokaklarında, küçük kanalların üzerindeki köprülerde başka hiçbir yerde alamayacağınız tatlar alacağınızdan emin olarak;

Gezenlere,

gezmek isteyenlere,

gezmesini bilenlere bitmeyen yolculuklar diliyorum.

 

Venedik (12)

 

Sayfa başı

 

Venedik” için bir yorum

  • 4 Haziran 2015 tarihinde, saat 12:57
    Permalink

    Harika bir site.Emeğinize sağlık.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.