TALLINN – Estonya

Bir ülke düşünün ki, 300.000 kişi el ele tutuşuyor ve sadece şarkı söyleyerek devrim yapıp, özgürlüklerine kavuşuyorlar. Binlerce kişinin bağırarak söylediği ve bir devrimin simgesi olan “Mu Isamaa”  “Vatanım, Aşkımdır” adlı halk şarkısı Estonya’nın ulusal marşı oluyor. 1986-1991 yılları arasında Sovyetler Birliği’nden bağımsızlıklarını almak için başlatılan halk hareketine verilen adıyla; “Şarkı devrimi” yaparak tarihe geçen insanların ülkesi Estonya’dayız.

Buz tutmuş Helsinki limanından buzları kıra kıra yola çıkan geminin sıcağında, cam kenarında, Baltık denizine açılan Finlandiya körfezinin buzlu sularını seyrediyoruz.

Yaklaşık iki saat süren yolculuktan sonra Estonya’nın başkenti ve en önemli şehri Tallinn’e ayak basıyoruz. Parke taşlı dar sokakları, silindir şeklindeki kuleleri ve surlarla çevrili çok şirin bir Ortaçağ kentindeyiz. Her yer pırıl pırıl tertemiz. İnsanlar dikkat çekecek kadar kibar ve yardımsever. Taksici bile turist tarifesi(!) uygulamıyor bize. Beyaz tenli, sarışın güzel kızlar, yakışıklı delikanlılar güle- söyleşe geçiyorlar yanımızdan.

Burası kadar huzurlu, sakin, temiz, kalabalık olmayan, saygılı ve kibar insanların yaşadığı bir başka şehir hatırlamıyorum.

Estonya, yaklaşık yarısı ormanlarla kaplı yemyeşil bir ülke. Nüfusu 1 Milyon 350 bin kişi. 1991 yılında Rusya’dan bağımsızlıklarını kazandıktan sonra modası geçmiş birkaç sanayi fabrikasından ve kâğıt üretiminden başka bir gelir kaynağı olmayan Estonya 2000 yılından sonra internete yönelmiş ve kurtuluşunu “dijital dünyada” bulmuş. Ülkenin çok büyük bir kısmında Wi-Fi ücretsiz.

Vergi beyanından seçimlere kadar her şey online olarak yapılabiliyor. 2007 yılından bu yana Estonyalı seçmenler dünyanın hangi köşesinden olursa olsun, internet ile oy kullanıyor. Yaklaşık 15 yıldır hükümet ve parlamento kâğıt kullanmıyor. Bütün faaliyetler elektronik kayıt sistemiyle sürüyor. Sağlık sisteminde ve reçete yazımında da kâğıt yok. Planlara göre 2020 yılında nakit para kalkacak. Okullarda çocuklar 7 yaşından itibaren bilgisayar ve programlama dersleri görüyorlar. Gençlerin çoğu bira parası, park ücreti, otobüs bileti gibi küçük harcamalarını dahi cep telefonu ile ödüyor.

Tabi bütün bunların sonucunda anayasasında “İnternet ücretsiz karşılanması gereken bir vatandaşlık hakkıdır” ibaresinin bulunduğu tek ülke olarak dünyaya örnek oluyor.

1950 yılında Tallinn Sibernetik Enstitüsü’nün kurulması ile “Baltıklar’ın Silikon Vadisi” unvanını almasına ve “E-stonya” olarak anılmasına neden oluyor.

Ülkede en yaygın din Hıristiyanlık. Ancak Eston geleneklerinde halen eski Pagan inançlarından kalma izlere rastlamak mümkün. Estonya halkının %32’si bir kiliseye ya da dini bir gruba üye. 16. yüzyıldaki reform hareketinden bu yana, Lutheran kilisesi Estonya’nın önde gelen kilisesi olmuş. Diğer inanışları ise Rus Ortodoks, Rum Ortodoks, Baptist, Methodist ve Roma Katolik mezhep ve cemaatler temsil ediyor.

Estonya tarihi boyunca saldırılardan ve işgallerden kafasını kaldıramamış bahtsız ülkelerden biri. 12. yüzyıldan itibaren Haçlı, Alman, İsveç, Danimarka ve Rus işgalleri altında yaşamış. Sovyetler Birliği’nin siber teknoloji üssü olarak ünlenmiş. Bu nedenle ülke yüksek teknoloji ve bilişimin Baltıklardaki merkezi durumuna gelmiş. En azından tüm dünyanın bildiği iki markanın sahibi! Uluslararası ücretsiz telefon servisi Skype ve müzik yükleme sitesi “KaZaA” Estonya kökenli.

Bu kadar ön bilgiden sonra gelin Tallinn sokaklarına inelim.

Tarihi bir opera binasına nazır otelimize yerleşme işini hızla halledip, sokağa çıkıyoruz. Barlar, Publar, zevkle döşenmiş Ortaçağ dekorlu restoranlar ve Viking temalı kafelerin önlerinden geçiyor, hayranlıkla şehri adımlamaya başlıyoruz. Hediyelik eşya dükkânlarında batılıların Amber, bizim ise kehribar olarak adlandırdığımız süs eşyalarının çokluğu dikkat çekiyor.

Bizim gibi İstanbul boyutlarında büyük şehirlerden gelenler için Tallinn çok küçük bir şehir. Enine boyuna her yere yürüyerek gidebileceğimiz ölçekte. İlk hedefimiz, filmlere sahne olmuş Katerina Kaik isimli sokak! Elişi ürünlerin ağırlıkta olduğu hediyelik eşyaların satıldığı Müürihave caddesi ile Vene caddesinin kesiştiği köşeden dönüp şehir surlarına yöneliyoruz. Karşımıza “Yün pazarı” çıkıyor. Bir süre kuzeye özgü kazaklarla ilgilenip, Avrupa’nın en eski faal eczanesine geliyoruz.

Tüm Avrupa’daki en eski ve hala çalışan bir eczane. Ne zaman açıldığı bilinmemekle birlikte, halen bir kısmı ücretsiz müze olan eczanenin dış duvarında 1422 yılı yazılı.

Eczanenin solunda bulunan Balthasar Restoranın önündeki koyun postu serili koltuklarda üşüyerek, gelen geçeni seyredip, birer kahve içiyoruz. Restoranın hemen yanından geçilen bir pasaj ile Saiakang sokağına ulaşıyoruz. Burada bulunan kilisenin yan cephesindeki ahşap saat gerçekten çok ilginç!

 

Aslında her yer o kadar yakın ve ayakaltında ki, yol tarif etmeme hiç gerek yok. Sadece isimlerini yazmam bile Tallinn’e gideceklere yeterince yardımcı olacaktır.

Kaldığımız yerden devam edelim. Uzun cadde anlamına gelen (püha vaimu kirik) Pikk Caddesi boyunca binalar oldukça ilgi çekici. Cepheleri günümüze kadar gayet iyi korunmuş, tarihe tanıklık ediyorlar adeta. 26 kapı numaralı ünlü üç kardeşler evi ve ortanca kardeşin evindeki (Angel room) Melekler odası, 59 numaradaki Sovyet döneminden kalma eski KGB evi görülmeye değer yapılar.

Küçük bir kahve dükkânında mola veriyoruz. Dükkânın iki tarafı da sokağa bakıyor. Arka duvarın önüne üst üste kahve çuvalları yığılmış. Üç tane masası var. Evet, sadece üç tane! Genç bir kız çalışıyor. Kahveleri o pişiriyor ve o servis ediyor. İçerisi mis gibi kahve kokuyor. Siparişi alırken fark ediyorum ki bizim garson kızın gözleri Mariana çukuru (!) gibi.  Eşimin yardımıyla fotoğraflarını çekip, bolca bahşiş bırakarak ayrılıyoruz Bayan Mariana’nın yanından.

Kahvenin verdiği tazelenmişlikle yürümeye devam ediyoruz. Kulesinden şehrin manzarasının methini duyduğumuz Olai Kilisesini bulacağız. Sonra da sırada Hobuveski, Old Town Hotel yanında 14yy’dan kalma Ross Değirmeni ve yine 14.yy’dan kalma Rateskaevu caddesindeki çeşme var.

Şehrin bir başka açıdan panoramasını görebileceğimiz seyir terası Domberg Katedraline geliyoruz. Katedrali zengin ve asilzadelerin evleri çevreliyor. Kohtu Caddesi’ni takip ederek eski şehre tepeden bakan parkı ve Patkul Merdivenlerini ve şehir surlarının dibinden yürüyerek Olde Hansa önünde milli kıyafetli kızların fotoğraflarını çekiyoruz.

Terasından eski şehir ve liman görünen Deniz Müzesinin ardından Estonya’nın ünlü Saku birasının tadına bakıyoruz. İçinde 70 tane köy evi, değirmen ve kulübenin bulunduğu Rocca al Mare, Haabersti açık hava müzesi ile günü bitiriyoruz.

THY’nın Tallinn’e direkt uçuşu var. Ama eğer isterseniz buraya Riga ya da Helsinki’den gelmeniz de mümkün. Eğer Tallinn’e Helsinki’den feribotla gelecekseniz Tallinn’den 3 feribot şirketi (Viking Line, Tallink ve Silja) ve 3 deniz otobüsü şirketi (Linda Line, Nordic Jet Line ve Tallink) karşı kıyıya Tallinn’e sefer düzenliyor. Kendi halinde yaşayan, huzurlu, sessiz, sakin, çağı yakalamış insanların ülkesi Estonya; ziyaretçilerine kendinden beklenmeyecek birkaç güzel gün vaat ediyor. Yolunuzu Estonya’ya düşürün, emin olun pişman olmayacaksınız.

Bundan yirmi yıl sonra yapmadığın şeylerden, yaptıklarından daha fazla pişmanlık duyacaksın. Bu yüzden halatlarını söküp at! Güvende olduğun limandan ayrıl, yelkenlerini rüzgârla doldur, araştır, hayal et, keşfet” diyor Mark Twain.

Gezenlere,

Gezmesini bilenlere,

Gezmek isteyenlere bitmeyen yolculuklar diliyorum.

 



TALLINN – Estonya” için 4 yorum

  • 1 Haziran 2017 tarihinde, saat 15:10
    Permalink

    Bir seyahat böyle mi güzel anlatılır, fotoğraflandırılır, bilgilendirilir..”Tallinn” güzel kızın gözlerinde kaçamak yapabileceğimiz farklı bir şehir olarak aklımıza yazıldı..Çok hoş bir sunum..Sağ olun…

    Yanıtla
  • 1 Haziran 2017 tarihinde, saat 15:12
    Permalink

    Çok keyifle okudum ve seyrettim. Çok teşekkürler.

    Yanıtla
  • 12 Haziran 2017 tarihinde, saat 13:56
    Permalink

    Gıyabınızda Tallinn’e aşık oldum.İlk fırsatta yolcusuyum Tallinn’in.Teşekkürler.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir