“Sakın geç kalma erken gel”

Orta boylu, şişmanca, gözlüklü, nazik ve terbiyeli bir insandır Ahmet Rasim. Akşamları çalıştığı gazeteden çıkar, Kadıköy vapurunun güvertesinde bacaya yakın bir yerde otururdu. Kadıköy’de bazen Papaz’ın Bahçesi’ne gider; fakat çok kere Şifa’daki Yervant’ın meyhanesine gelir, hemen her akşam kendisini bekleyen dostları ile rakısını içmeye başlardı. Ahmet Rasim Bey kadehteki rakının ne kadarının ne kadar zamanda ve kaç yudumda içileceğinin adeta bilimsel programını yapmıştı. Ahmet Rasim Bey’in bu içkili toplantıları gece yarısını bulur, çoğu kez sabaha kadar sürerdi. Hanımı, onun sürekli eve geç gelmesinden huzursuzdu.

Bir sabah, sokağa adım attığında arkasından onu uğurlamaya çıkan karısı “Bey, bu gece erken gel” diye seslenmişti. Akşam olduğunda, elinde Galata köprüsünün altındaki sebzecilerden özenle seçtiği kıvırcık salata, taze soğan ve birkaç domatesle meyhaneye uğramadan geçemedi. Her akşam olduğu gibi ayakları onu yine bu meyhaneye getirmişti. Yalnız bu akşam bir fark vardı gelişinde!

Sabah evden çıkarken karısının “Bey, bu gece erken gel” tembihlemesi diline takılmış ve gün biterken dillerden düşmeyecek “Sakın geç kalma erken gel” şarkısının doğmasına neden olmuştu. Sonradan Tatyos Efendinin bestelediği uşşak şarkı unutulmazlar arasına gireceğini nereden bilecekti?.

Bu akşam gün batarken gel

Sakın geç kalma erken gel

Tahammül kalmadı artık

Sakın geç kalma erken gel

 

Cefa etme bana mâhım

Sonra tutar seni âhım

Üzme beni şivekârım

Sakın geç kalma erken gel

 

Edebiyatımızın en güçlü kalemlerinden biri olan Ahmet Rasim, 1856 yılında İstanbul, Fatih’te dünyaya gelir. Ahmet Rasim’in babası bir memur, annesi ise zengin bir ailede evlatlık olarak yetiştirilir. Ahmet Rasim, henüz doğmamışken annesi Nevber Hanım, babası Bahaeddin Efendi’yi terk ederek ailesinin yanına döner. Ahmet Rasim, başarılı bir eğitim hayatı geçirir ve 1883 yılında Posta ve Telgraf İdaresine memur olarak atanır. Bu yıllarda Ahmet Mithat Efendi ile sık görüşen Ahmet Rasim, ona büyük bir hayranlık duymaktadır.

Edebiyat ile yakından ilgilenen Ahmet Rasim, Ahmet Mithat Efendi’nin talepleri ve heveslendirmeleri üzerine yaptığı çevirileri Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yayımlar. Bu onun ilk adımıdır ve zamanla o yılların birçok önemli isimlerinin yer aldığı dergi ve gazetelerde yazılarını yayımlar.

Servet-i Fünûn dergisinde bir süre yazılar yazan ve romanlarını yayımlayan Ahmet Rasim, Edebiyat-ı Cedîde çizgisi ile bir türlü uyuşamaz. Kalemini farklı bir şekilde kullanmak isteyen Ahmet Rasim, bu dönemin bağımsızlarından biri olarak edebiyat tarihimize adını yazdırır. Kendisi gibi bir bağımsız olan Hüseyin Rahmi Gürpınar ile Boşboğaz ve Güllâbi adında bir mizah dergisi çıkarır. Tüm bunların yanı sıra 1927 yılında İstanbul’dan milletvekili seçilir. 1932 yılında sağlık sorunları nedeniyle bu görevini tam olarak yerine getiremeden, ancak edebiyatımıza unutulmaz öyküler, romanlar, fıkralar, şiirler ve birçok inceleme yazısı ve eğitim için yazdığı birçok önemli kitap bırakarak Heybeliada’daki evinde yaşama veda eder.

Yaşamımızı güzelleştiren, ruhumuzu şenlendiren bu insanların çok olduğu bir dünya özlemiyle, Tanrıdan rahmet diliyorum.

 

 

Eserlerinden bazıları şunlardır;

Fıkra: Eşkâl-i Zaman, Muharrir Bu Ya, Şehir Mektupları, Gülüp Ağladıklarım, Cidd ü Mizah

Anı: Falaka, Gecelerim, Fuhş-i Atik, Muharrir-Şair-Edip

Gezi: Romanya Mektupları

Monografi: İlk Büyük Muharrirlerden Şinasi

Tarih: Resimli ve Haritalı Osmanlı Tarihi

Öykü: Güzel Eleni, Meyl-i Dil, Ülfet, İki Günahkâr

Roman: İlk Sevgi, Askeroğlu, Tecrübesiz Aşk

Sohbet: Ramazan Sohbetleri

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.