Positano – İtalya

Hiç gökkuşağının altından geçtiniz mi?

Bazı şeyler, bazı yerler vardır ki anlatması zordur. İşte öyle bir yer Positano! Ne kadar anlatsam, ne kadar süslü kelimeleri sıralasam yine de Positano’yu yeterince anlatamam.

Bilemiyorum ki; limon kokulu sokakları, “deniz dudağı” pastel renkli evleri, en keyifli kahveleri, Akdeniz’in mavisini nasıl anlatsam?

Roma, Fiumicino havaalanından araba ile yola çıkalı birkaç saat oluyor. Roma’nın trafik hengâmesinden kurtulup böyle bir güzelliğe gelmek adeta üzerimizdeki kirden pastan kurtulmuşluk hissi veriyor.

Evet, gökkuşağının altından geçtik sanki!

Kuzey İtalya’daki Cinque Terre’yi aratmayacak güzellikler görecek, bu limon cennetinde nefis “limoncello”lar içeceğiz. Amalfi Kıyıları, Sorrento Yarımadasından Salerno’ya kadar uzanan 40 kilometrelik bir kıyı şeridi. Yüksek sarp kayalıkları, denize uzanan renkli ve sevimli köyleri, dar ve bol virajlı yolları, süslü bahçeleri, turkuaz renkli suları, yeşil dağların üzerinden nefes kesici manzaralarıyla, sadece İtalya’nın değil, dünyanın da en güzel kıyı şeritlerinden birisi “Amalfi coast” ve onun incisi Positano’dayız.

Tepelerini Limon ağaçlarının kapladığı, neredeyse bütün evlerini çiçekli balkonların süslediği, rengârenk ve dolambaçlı sokakları ile kartpostalları süsleyecek kadar güzel, romantik bir kasaba Positano.

Bir yer düşünün sokakları limon koksun. Bir yer düşünün en güzel güneş orada batsın. İşte burası… Orası!

Sırtını dağlara, yüzünü denize çevirmiş, adeta bir cennet köşe Positano. Dik yamaçlı bir tepeye kurulmuş bu küçük kasaba, begonviller ve sardunyalar ile bezenmiş daracık sokaklara sahip göz kamaştırıcı bir tatil beldesi. İtalya’nın en romantik ve şirin kasabalarından biri! Akdeniz’in güler yüzlü, sıcakkanlı ve hayat dolu insanlarının yaşadığı rüya gibi bir doğa parçası!

Çevre güzellikleri seyretmek için kıvrıla kıvrıla giden asfalt yolda saatte 30 km hızla yol alıyoruz. Üstü açık bir arabada fularını savurarak giden, siyah- beyaz yıllarımızın en güzel âşıkları Rita Hayword ve Humphrey Bogart’ı arıyor gözlerim. Bu yol ancak hayalimde canlandırdığım kırmızı cabrio bir Cadillac ile onlara yakışır. Çünkü Avrupa’nın en ünlü yollarından biri burası ve adı “Aşk Yolu”

Napoli’ye 60 km uzaklıkta yer alan bu şirin kasabaya kıvrıla kıvrıla giden yol, İtalya’nın güney sahilleri boyunca, eşsiz manzaralar sunuyor. Yağlı boya tabloları andırıyor sanki. Uçsuz bucaksız, denize nazır, birbirine kavuşan iki tepenin birleştiği yerde, üst üste sırlanmış rengarenk evleriyle olağanüstü bir manzara karşılıyor bizi.

İtalya’nın Campania bölgesindeki Sirenuse Adaları’na bakan dik yamaçlar üzerine kurulan Positano, ortaçağda Amalfi Cumhuriyeti’nin bir limanı olarak anılıyor ve 16 ve 17. yüzyıllarda oldukça zenginleşiyor. Daha sonra yaşanan ekonomik krizlerle sıkıntıya düşen kasaba halkı oldukça zor zamanlar yaşıyor. 1860-1870 yılları arasında, yaklaşık 6 bin kasabalının Amerika’ya göç etmesiyle, Positano sessizliğe bürünüyor. Evler, bahçeler limon ağaçları bakımsız kalıyor. Kasaba adeta terk ediliyor. Evler yıkılmaya, ağaçlar kurumaya başlıyor ve nüfusu 2 binlere kadar düşüyor.

Bu terkedilmişlik sonucu  XX. yüzyılın ilk yarısında fakir bir balıkçı köyü olarak günlerini geçiren kasaba, 1953 yılında John Steinbeck’in yazdığı Positano’yu anlatan bir yazısı yayınlanıncaya kadar sürüyor. Bu yazı ile bir anda kasabanın kötü talihi değişiyor. Adeta bir turizm patlaması yaşanıyor ve akın akın turist gelmeye başlıyor. İşin ilginç tarafı, Steinbeck, buranın turistik olarak gelişmesinin çok zor olduğunu, yeterince turist çekemeyeceğini yazmış!

Kasabanın süsü ve orta çağ sanatının güzel örneklerinden biri olan, Santa Maria Assunta Kilisesi, Tiran denizine nispet yaparcasına, çini kubbesiyle manzaranın güzelliğine güzellik katıyor. XIII. yüzyıldan kalma, korsanlar tarafından Bizans’tan çalınarak buraya getirilen  ve Bizans’ın simgesi siyah Meryem ikonu kilisenin değerini daha da arttırıyor.

Herkesi kendine hayran bırakan bu şirin kasabanın oldukça parlak bir geçmişi var. IX. ve XI. yüzyıllar arasında Amalfi Cumhuriyetinin bir parçası olan Positano, ilk denizcilik yasalarının çıkarıldığı yer olarak tarihe geçiyor. Bir limanı dahi olmamasına rağmen X. yüzyılda, Venedik cumhuriyetinin en güçlü rakiplerinden biri oluyor.

Günümüzde Positano’nun cıvıl cıvıl sokakları turist kaynıyor. Yaz aylarında, daracık sokaklarının tıklım tıklım olduğu küçük kasabada, arabanızı park edecek yer bulmak neredeyse imkânsız. Sorrento’dan Sita bus denen otobüslerle 1 saat süren kasaba bugün Avrupa sosyetesinin, ünlülerin ve zengin yat sahiplerinin en gözde yerlerinden birisi.

Positano birçok filme sahne olmuş, bu filmlerden bir kaç tanesi “Only You”, “Under the Tuscan Sun”, “Kath and Kimderella”.  Ayrıca The Rolling Stones üyelerinden Mick Jagger ve Keith Richards, gurubun ünlü şarkılarından “Midnight Rambler” burada bestelemiş.

Positano, dik ve dar sokaklarında yük taşımak için eşekler kullanılıyor. Tepelerdeki ev sahipleri için bu eşekler çok önemli bir ihtiyacı gideriyor. Alışveriş sonrası en iyi taşıma aracı bunlar çünkü. Valiziniz varsa ve tepedeki bir otelde kalıyorsanız ilk başvuracağınız kişiler de bu eşeklerin sahipleri. Şehir o kadar dik ki bazı kitaplarda “The Vertical city” (Dikey şehir) olarak geçiyor. Her yer yokuş her yer merdiven!

Positano, yürüyerek keşfedebileceğiniz bir yer, başka türlüsü de mümkün değil zaten. Denize paralel uzanan yamaçlarda, üstü üste sıralanmış, pastel renkli evlerin arasında uzanan daracık sokaklarda yürümek pek bir keyifli. Evler, sokaklar, bahçeler ve manzara muhteşem.

Evlerin her birinin manzarası çok güzel. Başınızı nereye çevirseniz bir başka güzellikle karşılaşıyorsunuz. Gözünüzün alabildiğine Akdeniz, limon çiçekleri ve yemyeşil ağaçlar, begonviller, çiçekler, çiçekler…

Bu kartpostal görünümündeki kasabaya Napoli’den trenle ulaşmak da mümkün. Feribotla gelmek isterseniz de Sorrento, Amalfi ve Salerno’dan gemiler çalışıyor. Napoli’den kalkan Circumvesuviana banliyo treniyle 30 dakikada Sorrento’ya, oradan da bu yollar için özel olarak imal edilmiş dar SITA otobüslerine binip 20 km’lik harikulade bir yolculukla Positano’ya ulaşıyorsunuz.

Genellikle mekân önerisi yapmam ama bu başka! Kısaca şu kadarını söyleyeyim; eğer yolunuz düşerse, bir akşamüstü Positano’da, Franco‘nun barında Güneşi batırın. Ömrünüze ömür katın…

Steinbeck’in dediği gibi; “Positano çok derin bir anlama sahip. Orada olduğunuzda bu büyülü yerin farkına varmanız imkânsız gibi, ancak ayrıldığınızda sürekli aklınıza gelecek ve o zaman büyüsünü hissedeceksiniz”.

Gezenlere, gezmek isteyenlere, gezmesini bilenlere bitmeyen yolculuklar diliyorum.

 

 

 

 

 

 

Positano – İtalya” için 3 yorum

  • 8 Nisan 2017 tarihinde, saat 16:13
    Permalink

    Anlatım da çok önemli, çok keyf aldım, gitmesem de gitmiş kadar oldum, teşekkürler.

    Yanıtla
  • 19 Mayıs 2017 tarihinde, saat 20:29
    Permalink

    Sevgili Mustafa,Positano’yu ,o kadar güzel anlatmışsın ki,okurken adeta kendimi o güzellikler içinde hissettim.Sade anlaşılır ve öğretici bir üslup kullanarak muhteşem yazmışsın.Yüreğine , ellerine sağlık iyiki varsın…İyikide arkadaşımızsın…

    Yanıtla
  • 26 Haziran 2017 tarihinde, saat 21:54
    Permalink

    Mustafa arkadaşım, Positano’yu anlatırken anlatımın, fotoğrafların ve verdiğin bilgiler harika…Bütün diğer yazılarında olduğu gibi…Emeğine sağlık…Dilerim daha uzun yıllar hep gezersin ve Yolname’ye yazarsın. Teşekkürler.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir