Porto

Şarabın yedi hali…

Portekiz ya da resmi adıyla Portekiz Cumhuriyeti Avrupa’nın güneybatısında, İber Yarımadası üzerinde yer alan ve Avrupa Kıtasının en batısındaki ülkedir. Coimbra, Braga, Lizbon gibi Porto da Portekiz’in en önemli şehirlerinden biridir. Adeta sokakları şarapla yıkanmış, dört bir yanı üzüm bağlarıyla çevrili bir şehir Porto. Şehrin ekonomisinde önemli bir yer tutan Porto şarabı o kadar önemli ki üretim şeklini ve formülünü koruma kanunu çıkartmışlar. Çalışan, üreten bir şehir burası! Bir Portekiz özdeyişi diyor ki; “Coimbra şarkı söyler, Braga dua eder, Lizbon eğlenir, Porto çalışır.” Yani çalışkanlığı özdeyiş olmuş bu 1,4 milyonluk şehrin.

 

DSC_7029

 

Douro nehrinin iki yakasına kurulmuş Porto, Lizbon’dan sonra Portekiz’in ikinci büyük şehri. Nehir boyunca uzanan şaraphaneleri ve Eyfel kulesinin mimarı Gustave Eiffel’in yaptığı, şehrin simgesi olmuş demiryolu köprüsü ile her geçen gün büyüyen, özgün tarzıyla sevimli ve romantik bir şehir Porto. Belki de akıp geçen zamanın Portekiz’deki en güzel tanığı. Tarihi boyunca yeni toprakları keşfe çıkacak gezginleri ve kâşifleri barındıran zamanı geldiğinde onları yeni ufuklara uğurlayan bir şehir burası.

 

DSC_7093

 

Porto, yoksul yıllarındaki suskun ve içine kapanık halini rıhtımlarına yanaşan ticaret gemileriyle atarken, eski ve yeni dünya arasında da bir köprü görevi görmeye başlamış. Avrupa birliği kurulduğunda Avrupa’nın balıkçısı gözüyle bakılan yoksul bir ülke olan 10,5 milyon nüfuslu Portekiz’e on yıl ara ile ikinci gelişim. Geçen zaman içinde gelişmeyi çıplak gözle görmek mümkün.

 

DSC_7630

 

Yani kısaca söylemek gerekirse, gelişmenin ve ilerlemenin sadece oraya buraya “beton” dökerek olamayacağını fark etmişler ve bütün enerjilerini “insan”a yönlendirmişler. Öyle olunca da düşünce dünyaları zenginleşmiş. Akdeniz’in tipik sinirli insanlar gitmiş, ortaya, sakin, gülmesini bilen, insana, doğaya ve tarihe saygılı bir topluluk çıkmış. Porto, Portekiz’in önemli bir ticaret merkezi olmasının ötesinde Avrupa’nın da ticaret merkezlerinden biri haline gelmiş.

 

DSC_7290

 

Porto’nun dar ve bakımsız sokaklarında dolaşırken, her şey ne kadar eski diye düşünüyoruz. Ama çok geçmeden yanıldığımız ortaya çıkıyor. Eskimiş bina cephelerinin ardında şık mağazalar, konutlar ve restoranlar barındırdığını görüyoruz.

DSC_7286

 

Porto’nun tarihi bölgesi Ribeira’dayız. Tarihe meraklı birinin keyifle gezeceği ve sokaklarında kaybolacağı çok renkli bir bölge burası. Yüz yıldır hiç bir şey değişmemiş sanki. 1996 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve Douro Nehri kıyısında uzanan Ribeira, bir zamanlar balık, ekmek ve et pazarı olarak hizmet veriyormuş.

 

porto

 

Eski tip köy meydanlarını andıran bu bölgenin, baktığınızda nereye gittiğini kestiremediğiniz merdivenlerden, patika yollardan ve kaldırımlardan oluşan plansız, eski sokaklarında kaybolabilirsiniz. Asırlık binaları sanki her an üzerinize yıkılacakmış gibi görünebilir ama Ribeira, Porto’nun kokusunu içinize çekebileceğiniz, fado nağmeleri eşliğinde içeceğiniz bir kahveyle daha da güzelleştirebileceğiniz özel bir bölge.

 

DSC_7299

 

Porto, 4ncü yüzyılda Romalılar tarafından imparatorluğun en ucundaki nokta olarak kurulmuş. İşgal sırasında önemli bir ticaret limanı olarak gelişmiş. 711 yılında, daha sonraları Endülüs Emevi devletini kuran, bizim Mağribi, Romalıların ise Berberi olarak adlandırdıkları kuzey Afrika’dan gelen istilacıların idaresine girdikten sonra bile başarılı bir şekilde varlığını sürdürmeye devam etmiş. 8. yüzyıldaki İngiliz işgallerinden sonra Porto Limanı, Portekiz’in gemi yapım sanayisinde önemli bir rol üstlenmiş. Gemici Henrique olarak bilinen Portekiz prensi, Kuzey Afrika’nın Ceuta topraklarını fethetmek için 1451’de buradan yani Porto’dan denize açılmış.

 

DSC_7878

 

Porto’nun tarihi geçmişi, mekânları ve gelenekleri ziyaretçilerini, şehrin muhteşem tarihine ve kadim geçmişine hayran bırakmaya yetiyor. Bazı binaların dökülen cephelerine ve barok mimarisine rağmen, Porto tam anlamıyla bir 21. yüzyıl şehri. Porto, Avrupa başkentlerinin canlılığını arayan ziyaretçilerine bir yandan modern ve şık bir şehir tecrübesi vaat ederken bir yandan da köklerine sımsıkı bağlı kalıyor.

 

DSC_7372

 

500 yıllık bir bina, modern bir kahve dükkânına ya da zarif bir moda butiğine ev sahipliği yapabiliyor. Porto şehir merkezindeki Clerigos mahallesinde yer alan Vida Portuguesa bunun tipik bir örneği. Yerel hediyelik eşyaları ve yarı antika bir atmosferi bulunan bu dükkân, 1886 yılından kalma bir kumaş fabrikasının restore edilmesiyle bugünkü haline gelmiş. Yakınlardaki Rua das Carmelitas Caddesindeyse tüm dünyadaki en güzel kitapçılardan biri, dönen merdivenli ve mozaik camlı Lello & Irmao bulunuyor. Bir kitapsever tüm gününü bu kitapçıda geçirebilir. Alışılageldik bir alışveriş için şehir merkezindeki Rua de Santa Catarina Caddesi’nde yer alan dünyaca ünlü markaların yanı sıra, dış cephesi güzel çinilerle kaplı butik mağazalar bulabilirsiniz. Santa Catarina aynı zamanda kırsal ve kasabayı andıran mağaza vitrinleriyle şehrin en güzel alışveriş merkezi Via Catarina’ya da ev sahipliği yapıyor. Birçok dükkânda yerel el işleri, taptaze meyve ve sebzeler, havalı kıyafetler ve ilginç biblolar bulabilirsiniz. Dekoru ile müşterilerini büyüleyen Majestic Cafe’de bir kadeh beyaz şarap eşliğinde “Pasta de Nada” yemeden geçmemek gerekiyor.

 

DSC_7260

 

Porto bir yandan geçmişe açılan çekici bir geçit olmaya devam ederken bir yandan da modernliği kucaklayıp zamana ayak uyduruyor. Avrupa’daki birçok şehir, iş ve ticaret anlamında aynı derecede önemli bir geçmişe sahip olabilir ama şehrin her bir köşesinde görülebileceği gibi, Porto eski dünyaya ait çekiciliği ve zarafetinin büyük bir kısmını hâlâ koruyor. Eski dünyanın kâşifleri yepyeni maceralar yaşamak üzere Porto’dan sulara açılırken, modern zamanın ziyaretçileri şehri keşfetmeyi eşsiz bir macera olarak görebilir ve bunu yaparken de çok keyifli anlar geçirebilir.

 

DSC_7237 kopya

 

Tarihi dokusuyla son derece etkileyici olan meydan Praça De Rıbeira’dan daha önce bahsetmiştim. Esgeçilmemesi gereken bir diğer yer de Clerigos Kulesi. 75 metre yüksekliğindeki bu kule Barok ve Rokoko mimarisinin en iyi örneklerinden. 1700’lü yıllarda inşa edilen kuleye çıkmak için 225 basamak tırmanmak biraz yorucu olabilir ama sonunda göreceğiniz muhteşem Porto manzarası için gerçekten değiyor. 19. yüzyılda inşa edilen Bolsa Sarayı’nın en ilgi çekici yerlerinden biri Arap Salonu. Yaldızlı süslemeleriyle ünlü bu salonun inşasında İspanya’nın Granada şehrindeki Elhamra Sarayı’ndan esinlenildiği düşünülen Palacio Da Bolsa’yı da görmeden dönmemenizi önererek ve bir gün yolunuz Porto’ya düşerse çok güzel zamanlar geçireceğinizi söyleyerek yazımı noktalayayım.

Gezenlere, Gezmek isteyenlere, gezmesini bilenlere bitmeyen yolculuklar diliyorum.

 

DSC_7830

 

DSC_7813

 

 

DSC_7317

 

DSC_7341

 

DSC_7355

 

 

DSC_7350

 

 

DSC_7243

 

DSC_7206

 

DSC_7150

 

DSC_7147

 

DSC_7030

 

DSC_7090

 

DSC_7105

 

DSC_7144a

 Sayfa başı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir