Mostar / Bosna Hersek

“Yaralı şehir”

 

Mostar’a bir tarih müzesi mi yoksa yaşanan acılardan dolayı, bir insanlık müzesi mi desem bilemedim ama Mostar, gerçekten açık hava müzesi gibi. Güler yüzlü insanları, çarşısı, Müslüman, sırp ve Hırvat bölgeleri, hala savaşı yaşayan yaşlıları, dünyadan bi’haber (!) gençleri, Hırvat ve Sırp kurşunlarıyla delik deşik edilen binaları ve tabii ki Osmanlı’dan kalan eserleriyle çok ilginç bir şehir.

 

DSC_1177

 

Hırvatlar ile Boşnaklar arasındaki savaşta cephenin sınırını oluşturan Hrvatskih Branitelja Bulvarındayız. Bulvar, bu gün de Hırvat ve Boşnak bölgelerini ayırıyor. her tarafta kurşun delikleri var. Hırvatlar nehrin Batı tarafında, Müslümanlar ise Doğu tarafında yaşıyor, ayrıca ünlü köprü ve diğer taraftaki ince bir şerit halindeki bölgeyi ise Müslümanlar kontrol altında tutuyor. Hırvatlar ve Boşnaklar ayrı yerlerde oturuyor, ayrı dükkanlardan alışveriş ediyor, ayrı bir yaşam sürüyorlar. Savaş sırasında şehirden ayrılmak zorunda kalan Sırplar ise bir daha geri dönememiş. Bu caddede yürümek oldukça rahatsız edici. Elle tutulur bir soğukluk var. Toplumları birbirine düşman etmenin kötülüğünü ve savaşın karanlık yüzünü iliklerinizde hissediyorsunuz. Merhum, Aliya İzetbegoviç, Mostar köprüsünün bombalanarak yıkıldığını duyduğunda ağzından çıkan şu kelimeler  geliyor aklıma;

“İnsanlığımdan utandım…”

 

(232)

 

İnsana ne kadar hüzün verse de görmeden dönmek olmaz diye düşünerek devam ediyoruz yürümeye. Şehirde bir çok parkın savaştan sonra mezarlık haline gelmiş olduğunu görüyoruz, içimiz sızlıyor. Neredeyse boş yeşil alan kalmamış, caddelerin kesiştiği küçük üçgen yeşilliklerde bile mezarlar var.

Elbette, dillere destan, tarihi Mostar köprüsünden bahsetmeden geçmek olmaz. Neretva Nehri’nden yirmi dört metre yüksekte, otuz metre uzunluğunda ve dört metre genişliğinde olan Mostar Köprüsü, Mimar Sinan’ın öğrencisi Mimar Hayruddin tarafından 1566 yılında o döneme göre gelişmiş bir teknolojiyle inşa ediliyor. Köprü inşaatında dört yüz elli altı kalıp taş kullanılıyor. Köprü, inşa edildikten sonra yakınındaki şehre de ismini veriyor. Bu köprü sayesinde ticaret canlanıyor ve insanlar zenginleşiyor. Köprü, yapılışından sonra şehrin simgesi haline geliyor. Akşam yemeğindeki garsonumuzun anlattığına göre, evlenecek erkeklerin, nişanlılarına cesaretlerini ispatlamak için düğün öncesinde köprüden atlamaları gelenek haline geliyor.

 

(236)

 

Bosna-Hersek’te başlayan iç savaş sırasında Mostar Köprüsü’ne ilk saldırıyı 1992’de Bosnalı Sırplar düzenliyor. 1993’te Hırvat tankları köprüye daha büyük bir zarar veren saldırılarını başlatıyor. Kasım ayının sonunda köprü tamamen yıkılıyor. Dev taşları, Neretva Nehri’nin sularına gömülüyor.

 

(233)(223)

 

 

 

 

 

 

 

Yeniden yapılan ve yüzyıllar boyunca Bosna’da hoşgörü ve kültürel çeşitliliğin sembolü olan, Mostar Köprüsü, şehrin Müslüman ve Hırvat kesimini, birbirine bağlıyor. Savaş sonrasında İngilizler, yıkılan köprünün yerine geçici bir demir köprü yapıyor. Mostar civarındaki diğer köprüler de tahrip edildiğinden, nehrin iki yakasını birleştiren tek yapı olarak bu köprü kullanılıyor.

 

(225)
Mostar Köprüsü’ nün eski haline uygun olarak yeniden yapım çalışmaları UNESCO ve Dünya Bankası’nın desteğiyle 1997’de başlıyor. Köprünün inşaatını bir Türk şirketi üstlenip kısa zamanda başarıyla işi bitiriyor. O kadar titiz bir çalışma yapılıyor ki, Macar ordusundan dalgıçlar getiriliyor, orijinal taşları nehir yatağından bulup vinçlerle çıkartıyor.

 

HIRVATISTAN-(489)

 

Suyun içinde zarar gören taşlar, yeniden kullanılamadığından orijinal taşların çıkarıldığı ve günümüzde kapalı olan taş ocağı yeniden, sadece bu iş için açılıp, madenden çıkarılan taşlar köprünün yapımında kullanılıyor. Köprünün kemerindeki çalışma Haziran 2002’de başlayıp, son kilit taşı Ağustos 2003’te yerine konuluyor. İnşaatı tamamlanan Mostar Köprüsü, aralarında Türkiye’ nin de bulunduğu çok sayıda devlet temsilcilerinin bulunduğu bir törenle, İngiliz Prensi Charles tarafından 23 Temmuz 2004 tarihinde yeniden açılıyor.

 

(222)

 

Mostar Köprüsü, şehrin eski bölümüyle birlikte 2005 yılında Dünya Miras Listesi’ne eklenip, koruma altına alınıyor. Bugün çok uluslu bir yönetim tarafından idare edilen Mostar’ da savaş döneminde başlayan bölünmeler maalesef hala devam ediyor.

 

(229)

 

Bütün öğleden sonrayı köprüyü ve şehri gezerek geçiriyoruz. Birçok hediyelik eşya dükkânı, restaurantlar, kafeteryalar açılmış. Türkiye’den akın akın tur grupları geliyor. Karagöz bey camiinde namaz kılıyorlar.

Karagöz bey cami;1557 yılında yapılmış ve şehrin tam merkezinde. Balkanların kara talihini yani bir türlü bitmeyen savaşlarının acı anılarını tabiki Karagöz Mehmet Paşa Camisi de taşıyor. İkinci Dünya Savaşı’nda ve 90’lı yıllardaki iç savaş sırasında diğer pek çok tarihi eser gibi ciddi biçimde zarar görüyor. Caminin minaresi ve ana kubbesi  yıkılıyor.

 

DSC_1176

 

Savaş bittikten sonra onarılarak yeniden hizmete açılan tek kubbeli Karagöz Mehmet Paşa Camisi, zengin süslemeleriyle Bosna’nın en güzel camilerinden biri. Caminin bahçesine girdiğimizde ilk dikkatimizi çeken şey, satıcı istilası oluyor. Caminin avlusu pazar yeri gibi. Dükkanlar var avluda ve hediyelik eşya, giysi falan satıyorlar. Ve daha ilginci camiye giriş para ile. Ciddi ciddi bilet satılıyor. Ne bileti yahu ! Biz de Müslümanız, öyle şey olur mu? diye çıkışınca biletsiz geçmemize izin veriyorlar.

 

(226)

Günün kalan kısmını köprüye yakın sokaklarda dolaşarak, kahvehanelerinde çaylar içerek, hadiyelik eşya dükkanlarını dolaşarak bitiriyoruz. Güneş devrini tamamlıyor. Serin hava iyice hissedilmeye başlandı. Akşam oluyor. Neretva nehrinin ikiye ayrıldığı bir yere yapılmış güzel bir restaurantta; cevapi ve cevapcici gibi et yemekleri, soğan dolması gibi yerel yemeklerle karnımızı doyuruyor,  bu günden de almış olduğumuz “manevi nafakanın” keyfi ile günü bitiriyoruz.

 

(224)

 

Ertesi sabah, erkenden yola düşüp, bütün gün yeşillikler içinde yapılan 550 Kilometrenin ardından Zagreb’e varıyoruz. Bu gezimiz de İstanbul, Atatürk hava limanına indiğimiz andan itibaren anılarımızda hak ettiği yeri alıyor.

 

(230)

 

Değerli okurlar, ne yapıp, edip bir gün yolunuzu Mostar’a düşürün. Asla pişman olmayacaksınız. Bu kadar “bizden” bu kadar “bize , benzer” bir şehir Avrupa’da bulamayacak, yaralı bir ülke, yaralı bir şehir ve gururlu insanlarla karşılaşacaksınız. Göreceğiniz doğa harikalarını ise hiç söylemiyorum.

Bir başka ülkede buluşmak dileğiyle,

Gezenlere,

Gezmek isteyenlere,

Gezmesini bilenlere, bitmeyen yolculuklar diliyorum.

 

DSC_1199

DSC_1198

DSC_1196

 

(231)

 

DSC_1193

 

DSC_1192

 

DSC_1151

 

DSC_1149

DSC_1131

 

Sayfa başı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.