Mardin

Ezan sesi ile çan sesinin

birbirine karıştığı, 

Gündüz mezarlık,

geceleri gerdanlık…

MARDIN (8)

Bir arkadaşım bütün gezi yazılarını ülke dışından, başka diyarlardan yazıyorsun, neden yurt içinden bir yerler, anlatmıyorsun? Diye sorunca, ona hak verip Mardin ile başlamaya karar verdim. Biliyorsunuz son yıllarda Mardin ve güneydoğu Anadolu turları oldukça rağbet görüyor. İnsanlar akın akın GAP turlarına katılıyor. Sanki sihirli bir el dokundu ve binlerce yıldır orada öylece kendi kaderini yaşayan Mardin’i fark ettik.

MARDIN (1)

Aslında fena da olmadı. Bu ilgiyi zaten fazlasıyla hak eden Mardin’in öyle zengin bir tarihi var ki; ne kadar bozmaya, tahrip etmeye, yıkmaya uğraşmışsak da bitirememişiz.  Bu zengin tarihten etkileyici bir tortu kalmış elbette. Bütün şehirlerimizi birbirine benzeten, estetikten uzak “toplu konut” belasından nasibini almış olsa da bu yoz saldırı eski Mardin’e pek dokunamamış.

MARDIN (2)

Mardin’i farklı kılan Ermeni ustaların yaptığı, şehrin siluetini oluşturan taş yapılar ve bu yapılarda bir arada, barış içinde yaşayan farklı kültürlerden insanlar. Türkler, Kürtler, Araplar, Süryaniler…

MARDIN (4)

Biri “Gündüzleri mezarlık, geceleri gerdanlık“ demiş Mardin için. Ne güzel bir benzetme değil mi? Gerçekten gündüz toprak rengiyle adeta bir mezarlığı anımsatan, hava karardıktan sonra yanan ışıkları ile bir gerdanlığa dönüşen büyülü bir şehir burası.

MARDIN 1 (9)

Mardin, mimari, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel değerleri ile zamanın durduğu izlenimini veren Güneydoğunun şiirsel kentlerinden biri. Mardin’de, farklı dini inanışlar paralelinde, sanatsal açıdan da tarihi değeri olan camiler, türbeler, kiliseler, manastır ve benzeri dini eserler birkaç gününüzü alacak çoklukta.

MARDIN (6)

Mardin’in ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, eski yakın doğu tarihine göre; şehrin kuruluşu Subarilere dayanmakta. MÖ.4500’den itibaren yöreye Subariler, Hurriler, Sümerler, Akadlar, Mitanniler, Hititler, Asurlular, İskitler, Babiller, Persler, MakedonyalIlar, Abbasiler, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Selçuklular, Artuklular ve Osmanlılar egemen olmuşlar. Artukoğulları zamanında kent büyük bir imar görmüş, gelişmiş.

MARDIN (9)

Arkeolog Baron Marvan Oppenheim’in 1911-1929 yılları arasında burada yaptığı kazılarda, Subarilerin Mezopotamya’da MÖ.4500- 3500 yılları arasında yaşadıkları kalıntılardan anlaşılmıştır. Gırnavaz Ören yerinde 1982 yılında başlayıp, 1991 yılına kadar sürdürülen arkeolojik kazı ve araştırmalar sonucunda Gırnavaz’ın MÖ.4000’den itibaren sürekli bir yerleşim alanı olduğu anlaşılmıştır.

MARDIN 1 (1)

Mardin ve çevresi 692’de Emeviler’in, 824’te Halife Memnun zamanında Abbasiler’in hâkimiyetine girmiştir. Bu dönemde İslamiyet hızla yayılmıştır. Mervaniler, 990 yılında Musul’da tutunabilen Hamdaniler’in topraklarının yanı sıra Mardin’i de ele geçirmiş. Bundan sonra Mardin ve çevresindeki çarşıların, camilerin onarılması ve yenilerinin de onlara eklenmesi, ayrıca İpek Yolu’nun da buradan geçmesi şehri ticari açıdan canlandırmış. kentte, beş adet han ve kervansarayı var.

MARDIN (11)

Artuklular’dan İlgazi Bey Mardin’i 1105’te ele geçirerek Artukoğulları Devleti’nin başkenti yapmış. Artuklular bölgede büyük bir devlet kurmuş ve 304 yıl egemenlik kurmuşlar. Bu dönemde Mardin ve yöresinde çok sayıda cami, medrese, hamam ve kervansaray yapılmış ayrıca birçok cami, medrese ve manastır da onarılmış. XV. yüzyılda güçlenen Karakoyunlular şehri kuşatmış ve 1409’da şehri ele geçirmişler.

MARDIN 1 (44)

Ardından Karakoyunluları 1462 yılında yenen Akkoyunlular, Mardin Kalesini ele geçirmişler. XVI. yüzyılın başında Akkoyunlular’ı egemenliğine alan Şah İsmail yörede güçlü bir Safevi Devleti kurmuş. O günkü Mardin hâkimi, şehri zulme ve yağmalamaya karşı korumak için kalenin anahtarını kan dökmeden Şah İsmail’e teslim etmiş.

MARDIN 1 (35)

Nihayet 1517’de Yavuz Sultan selim Mısır seferi sırasında, Mardin ve yöresini Osmanlı topraklarına katmış. Osmanlı döneminde Diyarbekir Beylerbeyliği’ne bağlanmış, uzun süre Diyarbakır-Bağdat ve Musul Sancağı konumunda kalmış. I.Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı sırasında işgale uğramamış.

MARDIN (12)

 

Bu kısa tarih yolculuğundan sonra Mardin’i gezmeye Kırklar Kilisesi’nden başlıyoruz. Kilisenin papazı karşılıyor bizi. Kilisenin ziyaretçisi cemaatinden fazla, akın akın geliyor insanlar. Güler yüzlü papaz tur rehberi gibi. Bütün gruplarla tek tek ilgileniyor, güler yüzle soruları cevaplıyor, Mardin’i ve Süryani tarihini anlatıyor tatlı tatlı. Kilisenin bodrumunda mezarlık bölümüne giriyoruz. “Biz” diyor, “din adamlarımızı oturur pozisyonda gömeriz”. Hz. İsa yeniden doğduğunda onu yatarak karşılamamak için bu yöntemi geliştirmişler.  “Kiliselerimiz de doğuya bakar, çünkü İsa’nın doğudan yükseleceğine inanırız.” diye devam ediyor.

 

MARDIN 1 (21)

 

Süryaniler, kökenleri Aramiler’e ya da Asurlulara dayandırılan, bu hesaba göre en az beş bin yıldır Mezopotamya’da yaşayan, Aramice konuşan, Hıristiyan bir halk. Az sayıda Katolik ve Protestan olanları bulunsa da, çoğunluğu Ortodoks olan Süryanilerden bugün Türkiye’de kala kala 20.000 kişi kadar kalmış durumda. Suriye, İran, Irak’ta yaşayanlarla İskandinav ülkeleri, Fransa ve Amerika’ya göç edenleri toplayınca dünyada 5 milyon kadar Süryani olduğu tahmin ediliyor.

 

MARDIN (5)

 

Özellikle Avrupa Birliği’nin verdiği fonlar ve yurtdışında yaşayan Süryanilerden gelen bağışlar sayesinde her yer, her şey son sürat restore ediliyor. Şehrin sokaklarında gezerken, geçen sene yıkılmaya yüz tutmuş binaların bu yıl restore edilip, butik otel ya da restoranlara dönüştüğünü görebilirsiniz. En son AB’den kentsel iyileştirme kapsamında 6 milyon Euro’luk kalkınma fonu alan şehrin çehresi çok yakında değişecektir. Bu fon sayesinde Mardin’in meşhur taş evleri arasına yapılmış 2500 kadar çirkin beton bina yıkılacak ve tarihi doku ortaya çıkarılacak.

 

MARDIN 1 (12)

 

Sokaklarda gezerken değişimi fark etmemek imkânsız. Şehirde hummalı bir inşaat ve yenileme çalışması var. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin restore ettirdiği bazı sokaklar bize “İtalya’da mıyım” dedirtiyor.  Sokakları evlerin altından geçiren “Abbara” denen geçitler dikkatimizi çekiyor. Bazen kafanızı eğip geçmenizi gerektirecek kadar alçak, merdivenlerle inilen çıkılan bu geçitler labirent gibi bütün şehri sarıyor.

 

MARDIN 1 (49)

 

Ulu Cami’yi, Zinciriye Medresesi’ni, postane binasını, Mardin Müzesi’ni, Kız Meslek Lisesi’ni, Şehidiye Camisi’ni geziyoruz. Taşların üzerine ince ince, sabır sabır işlenmiş motifleri hayranlıkla izliyoruz. Taş işçiliği çok başarılı. Adeta dantel işler gibi taş işleniyor. bu zarafetten etkilenmemek mümkün değil. Bu işlemeler yıllar boyunca Ermeni taş ustaları tarafından yapılmış. 19. yy’da yaşayan Mimarbaşı, Lole Serkis Gizo’nun izlerini her yerde görmek mümkün. Adeta Mardin’in Mimar Sinan’ı olarak anılıyor ve en önemli yapılarda Löle imzasını görüyorsunuz. Bugün hala ayakta olan geleneksel Mardin evlerinin ve diğer önemli binaların çoğunda Lole’nin imzası var.

 

MARDIN 1 (85)

 

Bu sayıda yer darlığı nedeniyle kısa tuttuğum bu gezi yazımı Mardin’in mutlaka görülmesi gereken yerlerini özetleyerek bitireyim.

Mardin Kalesi: M.S.975-976 tarihlerinde Hamdaniler tarafından inşa ettirilmiş. Kalede, cami, hamam, mahzen ve birçok ambar bulunmakta. Dara Kalesi: Mardin’in 30 km. uzaklığında. Kale, İran Hükümdarı tarafından inşa ettirilmiş.

 

MARDIN 1 (72)

 

Önemli bir İnanç Turizmi merkezi olan Mardin’de merkezde Ulu Cami, Meryem Ana Kilisesi ve Patrikhanesi, Mor Yusuf Kilisesi (Surp Hovsep), Deyr-ül Zafaran Manastırı (Mor Hananya), Deyr-ul umur Manastırı (Mor Gabriyel), MorYakup Manastırı (Nusaybin), Midyat, Meryem- ana Manastırı ve Mor Dimet Manastırı görülmeye değer. 1214 ‘de inşa edilmiş Zinciriye Medresesi, Mardin’in merkezinde. Kasımiye Medresesi 1469-1503 yıllarında yaptırılmış, Mardin’in güneybatısında yer alıyor.

 

MARDIN 1 (3)

 

Her damağa göre bir lezzet barındıran Güneydoğu mutfağımız Mardin’de bir başka çeşitlenmiş. Kibbe, Kelle Paça, Dobo, Güveç, İçli Köfte (İkbebet), Aya Köfte (Irok), Çiğköfte, Mercimekli Köfte (Bello),Cevizli İçli Köfte, Patlıcan Dolması, İşkembe Dolması, Kaburga Dolması, Şehriyeli Bulgur Pilavı, Sembusek, Harire, Aşure, Zerde, Un Helvası, Zingil, Cevizli ve Bademli Sucuk (Ikude), Mırra, Likör, Üzüm Suyu, Nar Suyu, Sumak, Rami, îşfelleh isimli yemeklerden en az biri ya da birden fazlası sizin de ağız tadınızı şenlendireceğinden emin olabilirsiniz. Bu listeye Leblebi şekeri ve badem şekerini de ekleyerek yazımı noktalayayım.

 

MARDIN (7)

 

Gezenlere, Gezmek isteyenlere, Gezmesini bilenlere, bitmeyen yolculuklar diliyorum.

 

MARDIN 1 (7)

 

 

Sayfa başı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir