Jamaika

 “Karaipler’in kara adası”

Sadece eğlenmek için yaşayan , vur patlasın, çal oynasın anlayışındaki insanların, Karayip’lerde ki adası hep güzel şeyler çağrıştırıyordu bana. Küçük ve temiz şehirler, beyaz kumlu, palmiyeli sahiller, neşeli, güler yüzlü mutlu insanlar çizmişim hayalimde. “No woman, no cry” şarkısıyla unutulmazlar listesine giren Jamaika’nın, Ulusal kahramanı ve paraya, pula önem vermeyen bir inanış olan “Rastafarizm”in en tanınmış kişisi, “Bob Marley” gibi bir raggae şarkıcısının ülkesinde çok değişik şeyler görürüm umuduyla gezi programımıza eklemiştik Jamaika’yı.

 

JAMAIKA-(4)

 

2 Şubat günü saat 08:30 da Havana’nın cıvıl cıvıl sokaklarını, güler yüzlü insanlarını arkamızda bırakıp, rengarenk boyanmış Jamaica Airlines uçağına biniyoruz. 70 Dakika sonra Başkent Kingston’un, Norman Manley havaalanına iniyoruz. Uzakdoğu’daki gibi sıcak ve rutubetli bir hava sanki ciğerlerimize yapışıyor. Yoğun ve yapış yapış!

 

JAMAIKA-(3)

 

 

JAMAIKA-(2)

 

Bizim Dalaman havaalanından daha küçük olduğunu düşündüğüm, bu başkent havaalanı denize doğru uzanan, daracık bir yarımadanın üzerine kurulmuş. Uçak inerken denize ineceğinizi sanıyorsunuz. Para bozduracak bir yer bulup, paramızı Jamaika Dolarına çeviriyoruz. 1.-Euro için, 98.-JD ödüyorlar. Yani 1.- Jamaika Doları, 22.-Kuruş ediyor.

 

JAMAIKA-(5)

 

Dışarı çıktığımızda etrafımızı taksiciler çeviriyor. Bir de havaalanının taksi firmasının görevli genç bayanı. Bayana biraz sonra geleceğim diyerek, biraz havaya alışmak için bir kafeteryanın önündeki masaya oturuyoruz. Soğuk bir şeyler içip etrafı gözlüyoruz. 2 Kutu meyve suyuna 600.-JD. Hesap geliyor.(6.-Euro). Demek ki piyasa fiyatları J.Doları kadar ucuz değil.
Görevli genç kızı tekrar buluyorum. Gözlerinin içi gülüyor. Bize hemen bir taksi çağırıyor. Gelen taksi, Mitsubishi minibüs, şoför 135 kiloluk zifiri karanlık bir abla.Yola çıkıyoruz. Rastaman olduğunu, dinlediği radyo istasyonu ile anlıyoruz. Radyodaki din adamı bağıra bağıra vaaz veriyor. Şoför abla sürekli burnunu çekiyor. Ama nezle çekmesi değil. Sanki enfiye çekiyor.

 

jamaica-(8)

 

Radyo sesinden kendi konuştuğumuzu anlamıyoruz. Dindar birimisin? Diye soruyorum, evet diyor, her Pazar kiliseye giderim. Rastafarizme göre marijuana kutsal duman (!). Devlet uyuşturucu ile mücadele çerçevesinde, dışarıda marijuana içmeyi yasak ettiğinden, sadece kilisede içmek serbest. Böyle olunca da herkes kilisenin devamlısı (!) oluyor. Yol boyunca ilginç cadde ve sokaklardan geçiyoruz. Fakirlik diz boyu. Reklam tabelalarında her şey var ama bu ürünleri alabilecek insan sayısını çok az tutmuşlar(!) gibi görünüyor.

 

JAMAIKA-(30)

 

Rastafarizm, Etiyopya kökenli bir din. Felsefesi “Barış, eğlen ve müzik yap” Etiyopya’nın eski kralı olan Haile Selassie’nin, peygamber ve tanrının yeryüzünde vücut bulmuş hali olduğuna inanılıyor. Bu dinde Haile Selassie ‘Jah’ (Tanrı) olarak adlandırılıyor. Rastafar hareketinin inancını oluşturan başka bir düşünce sistemi ise Haile Selassie’nin İncil’de bahsedilen İsa peygamberin tekrar yeryüzüne inmiş halidir. Bu inanışa göre Haile Selassie’nin, tüm insanlığı ve özellikle siyahları, vaat edilen topraklara kavuşturmak için çalıştığına inanılıyor. Bu dine inanan, bu dine mensup kişilere de Rastaman deniliyor. (İslam’a inanan Müslüman gibi.)

 

JAMAIKA-(22)

 

Bu kısa yolculukta içki veya uyuşturucudan sızmış, kaldırıma boylu boyunca uzanmış 4-5 kişi görmem ilk gözlemlerimiz oluyor. Köşe başlarında boş boş gelen geçene bakan, üstü başı dökülen insanlar, suç oranının neden bu kadar çok olduğu konusunda bir fikir veriyor. Bir başka açıdan bakarsak, ülkenin nüfusu 2.750.000. İşin ilginç yanı, nüfus artış oranı % 0,8 Ama mülteci oranı – (eksi) % 0,6. Her 1000 Bebekten 16 sı ölüyor. Fırsatını bulan bir başka ülkeye gidiyor. Nüfus sürekli azalıyor. Herkesin hayali, kapağı bir gün Amerika’ya atmak!

 

JAMAIKA-(29)

 

20 km. için 2.000.- JD (20.-Euro) ödeyip, otelimize kavuşuyoruz. Otelin adı Four Seasons ama sakın İstanbul’daki ile karıştırmayın, Otoyol motelleri gibi. Ben de internetten yer ayırtırken adına kanmışım. Neyse ki korktuğumuz olmuyor, kaldığımız sürece rahat ediyoruz. Elektrik 110V. İyi ki yanımda küçük bir 110-220 Adaptör getirmişim. Yoksa ne telefonları, ne de fotoğraf makinelerimizi kullanabilecektik. Türkcell orada da çalışıyor. Dakikası 4,50 TL.

 

JAMAIKA-(1)

 

Eşyalarımızı odaya bırakıp, hemen kendimizi sokaklara atıyoruz. Cadde, sokak demeden yürüyoruz. Ne anlatayım diye şimdi bile düşünüyorum. Hiçbir şey yok. Trafik soldan, İngiliz’lerden hatıra kalmış. Arabaların % 70 Toyota. Herkesin İngilizce konuştuğu bir ülkede hiç bulunmamıştım. Yabancı dilimin keyfini çıkarmak için, yoldan geçen birisine laf olsun diye “New Kingston”u soruyorum, cevap veriyor ama bu arada ısrarla yol üstünde bir parkı tarif ediyor. Adı Enhancement parkmış, mutlaka görmelisiniz diyor. Turistiz diye şehrin güzel bir yerini görmemizi tavsiye ediyor.

 

JAMAIKA-(16)

 

Parkı buluyoruz. Birkaç dönümlük sıradan bir park! Kapısında büyük bir çıplak kadın ve erkek heykeli var. İçeride insanlar banklarda oturuyor, kimileri de parkın çevresini dolaşan, birkaç yüz metrelik parkurda yürüyüş yapıyor. Biraz etrafı seyredip, yürüye, yürüye merkezi buluyoruz. Saat 18.00 Acıktığımızı fark edip, yiyecek bir yerler, bir şeyler bakınıyoruz. Caddenin tam karşısında bir tabela gözüme çarpıyor. Tabelada “5 Star Restaurant, Pizza Hut” Yazıyor. İşi şansa bırakmamak için, bildiğimiz bir tat olsun diye kapısından içeri giriyoruz. Şehrin merkezi, çevre iş ve alışveriş merkezleri ile dolu. Restaurant, sanki Tahtakale’de bir esnaf lokantası. Neyse ki pizzalarımız fena değil. Her yerde reklamını gördüğümüz “Red Stripe” birası ile pizzaları yiyip, dışarı çıkıyoruz.

 

JAMAIKA-(24)

 

Hava kararmak üzere! Otel resepsiyonunda, broşürlerde gördüğüm uyarı geliyor aklıma. “Gündüz, yerleşim yerleri dışında, hava karardıktan sonra ise boş caddelerde yürümeyin” Gerçekten de caddeler boşalmaya başlamış, insanlar hızlı hızlı yürüyorlar. Buraya gelmeden önce ki araştırmalarımda Jamaika’da ki suç oranının oldukça fazla olduğu konusunda uyarılar vardı.

 

JAMAIKA-(23)JAMAIKA-(18)

 

 

 

 

 

 

 

Cinayet ortalaması, diğer ülkelerin ortalamasından oldukça yüksek. Hatta İngiltere turizm bakanlığının web sitesinde yurttaşlarını ciddi şekilde uyarıyordu. Google’da “crime Jamaica” yazdığımda ciddi uyarılarla karşılaşmıştım.

 

JAMAIKA-(17)

 

Hemen bir taksiye biniyoruz, 3-4 km lik yol için 300.-JD. Ödeyip otelimizin güvenli kucağına kavuşuyoruz. Hava hala çok sıcak 30’C nin üzerinde. İstanbul’un soğuğunu düşünerek havuzun sıcak sularına bırakıyorum kendimi. Kurulanırken Jamaika rom’u ve Mango suyu ile yapılan içkimle havuzun yanında ki barda barmen ile sohbete dalıyoruz. Bedava internette bir iki saat geçirip, odaya dönüyoruz. Valizleri açtığımızda, Küba gümrüğünde didik didik edildiğini, her şeyin karıştırıldığını ve hiç yanımdan ayırmadığım minik bir radyonun yerinde yeller estiğini görüyorum. Ne yapalım bu kadar fire olur deyip, günü bitiriyoruz.

 

JAMAIKA-(25)

 

Sabah, 10.00 sularında kahvaltı bitiyor. Bob Marley müzesine gideceğiz. Yürüyerek öğlene doğru müzeyi buluyoruz. Müze özel bir müze. Bob Marley’in oğlu Ziggy Marley ve eşi işletiyor. Bob Marley’in en “veciz” sözlerinden biri de “Para hayatı satın alamaz”. Giriş 20.-Amerikan Doları.

 

 

JAMAIKA-(9)

 

Buraya kadar geldik, girmesen olmaz. Bir de Herkese rehber alma mecburiyeti getirmişler. Lahavle! Çekip giriyoruz içeri. Girişte, heykeli, içeride özel eşyaları, gitarı… Vs. Büyükçe bir ev işte.

 

JAMAIKA-(6) JAMAIKA-(10)

 

 

 

 

 

 

 

Kahramanımızın Asıl adı, Robert “Bob” Nesta Marley. 1945–1981 yılları arasında yaşamış. 36 Yaşında Ayağında ki bir yara nedeniyle, deri kanserinden ölmüş. Bazı Rastlamanlar tarafından peygamber olarak nitelendirildiğini öğreniyoruz. Dışarı çıkıyoruz, müzeden 100 metre sonra yanımıza 30’lu yaşlarda bir adam yanaşıyor. Güler yüzlü, soru cevap şeklinde sohbet ile birlikte yürüyoruz. Bize görmemiz gereken yerleri anlatıyor.

 

JAMAIKA-(7)

 

Adı William. Anlıyoruz ki biraz para kazanmak için yanımızdan ayrılmayacak. Fena birine benzemiyor. İki lafından biri Bob Marley. Niye sizinle geliyorum biliyor musun? Diye soruyor. Bilmediğimi söyleyince de “Bob Marley ,-Turistlere iyi davranın, ülkelerine dönünce, komşularını gönderirler- Demiş. Bu veciz(!) sözden sonra, artık kimse bizi tutamaz. Vuruyoruz kendimizi yollara.

 

JAMAIKA-(8)

 

Beraber bir parka giriyoruz. “Hope Botanik Garden”. Çevresinde küçük küçük dükkanlar sıralanmış, hediyelik eşya satıyorlar. Bir bankta dinleniyor, yanımızda oturan insanlarla laflıyoruz. Şu ana kadar hiç beyaz insan görmedim. Turist pek yok, galiba 1 kişi gördüm. Herkes siyah, ilginç geliyor.

 

jamaica-(49)

 

Yürümeye devam ediyor, Jamaika adasının ve Karayiplerin ilk siyahi milyoneri “Devon” ailesinin, şimdi müze olan evine geliyoruz. Müzenin adı “Devon House” .Jamaika denilince karşınıza çıkacak ilk fotoğraflardan biri de bu ev. Yaklaşık 130 Yıllık ev eşyaları sergileniyor.

 

JAMAIKA-(12)

 

15 Dakika süren müze ziyaretinden sonra, biraz daha yürüyüp, ülkenin ünlü sanatçılarının eserlerinin sergilendiği “ulusal galeri”yi de gezip, bir kafe bulup kahve içme derdindeyiz. Ama yok. Ta ki, alışveriş merkezine benzer bir çarşı buluncaya kadar. Çarşıda da oturacak yer yok, kahvelerimizi ayakta içiyoruz.

 

JAMAIKA-(28)

 

Canım sıkılıyor. Gidecek başka bir yer de yok. Bir gece önce bir sürü araştırma yaptım. Bütün broşürlerde, suyu 2-3 metreden düşen, şelale benzeri bir su akıntısının reklamı var. Bizim musluklarımızda bile su daha yüksekten iniyor. Herhalde yeşil, serin bir yer diye seviliyor ama 12.000 km.lik yolu pınar başında oturmak için gelmedik ki.

 

JAMAIKA-(15)

 

Bizim William’ın eline biraz para sıkıştırıp yolcu ediyor ve otelin yolunu tutuyoruz. Çok sıcak, ter içindeyiz. Sanki hamamın göbek taşında yürüyüş yapıyoruz. Akşam saat 17.30 a kadar otelde havuz, kitap, şekerleme ile vakit geçirip, yine bir taksi ile New Kingston’a geliyoruz. Sıcaktan canımız hiç bir şey yemek istemiyor ama yemek zorundayız. Birkaç yere bakınıp, en güvenli olarak Burger King’i görüp, yemek derdinden kurtuluyoruz.

 

jamaica-(58)

 

Bir an önce günü bitirip, bu ülkeden ayrılacağımız sabah saat 08.00i bekliyoruz. Hareketli bir caddenin köşesinde bir bankta oturup gelen geçeni seyrediyoruz. Yaklaşık bir saat daha oyalanıp, otele dönüyoruz. Otelin telefonundan bizi buraya getiren “Rastaman” şoför ablayı arayıp, sabah 06.00 da bizi otelden alacağını hatırlatıyoruz. Biraz havuz başında zaman öldürüp, yatacağız.

 

JAMAIKA-(13)

 

Neredeyse iki gün yollarda olacağız. Önce Havana’ya gidip, aynı gün Paris aktarmalı İstanbul’a kavuşacağız. Hayal kırıklığı yaşadığım ender ülkelerden biri oldu Jamaika. Kafamda bir sürü keşke var. Mesela, biraz daha uzaktaki Dominik ve Haiti’ye gidebilir, belki bu kadar boş günler geçirmezdik diye düşünüyorum.

 

ABD-BAHAMALAR-Temmuz-2009-(520)

 

Özetle; Sadece deniz, güneş ve kum için gidecekseniz bir şey diyemem. Ancak bunları her yerde bulabileceğimizi düşünürsek, Jamaika’ya yapılacak gezileri boşa harcanmış zaman ve nakit kaybı olarak değerlendiriyorum.

Gezenlere,

Gezmek isteyenlere,

Gezmesini bilenlere, bitmeyen yolculuklar diliyorum.

 

Sayfa başı

 【資格試験の合格対策なら】ユーキャンの通関士通信講座(分割払い)
【エントリーでポイント10倍】三栄水栓 SANEI U-MIX BATHROOM サーモデッキシャワー混合栓 SK7810-S9L20
【取寄せ】ディズニー(Disney) ピクサー Pixar フィギュア 置物 おもちゃ 玩具 funko pop フンコ ポップ 人形 アクションフィギュア ドール トイ [並行輸入品] Disney
イトーキ 学習机 ユニットデスク ユニアス ラテナチュラル/サラダグリーン 【6個口】 UT-9L-L77SA 緑 (カテゴリー:生活用品>インテリア>雑貨>インテリア>家具>収納家具>子供用家具>そ
ローハイド シーズン1 DVD-BOX クリント・イーストウッド  新品
大和 鉄イモノ 揚鍋 55cm
【ポイント20倍 7/30 10時〜】オルゴール機能付/振り子時計 となりのトトロ M806A
【Makita XSF01 18V LXT Lithium-Ion Cordless Drywall Screwdriver Kit Variable Speed L.E.D. Light ba
【まとめ買い】フルベジ アボカドカッター 【FAK-01 】 【60点】kakusee
フリアーシステムズジャパン コンパクトサーモグラフィカメラ”C2” (C2)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir