İskenderiyeli Hypatia ya da “Vurun Kahpeye!”

Konusunu Millî Mücadele günlerinden alan, Halide Edip Adıvar’ın ikinci romanı “Vurun Kahpeye” ilk kez 1926’da yayımlanmış. Roman, idealist İstanbullu öğretmen Aliye’nin Anadolu’da bir kasabaya gidişini ve bölgede Milli Mücadeleye destek çalışmaları ile bağnazlık, cehalet ve taassuba karşı halkı aydınlatıyor diye kara yobaz bir köy imamının kışkırtmasıyla köylüler tarafından linç edilmesini anlatır.

Hypatia’nın hikâyesi de bir başka “Vurun Kahpeye” hikâyesidir.

Günümüzden yaklaşık 1600 sene önce yaptıklarıyla insanları şaşırtan Hypatia, eserleri bugüne kalmış ilk kadın matematikçidir. MS 370 – 415 yılları arasında yaşamıştır; İskenderiye’de doğup, İskenderiye’de ölmüştür.

Hypatia’nın babası Theon, İskenderiye Üniversitesi’nde matematik hocasıydı. Daha sonra üniversitenin rektörü oldu. Hypatia, İskenderiye’deki zengin bilim ortamından yararlandı. Daha genç yaşlarında soru sormayı, araştırmayı ve kuşku duymayı öğrendi. Theon, kızını kusursuz bir insan olarak yetiştirmek istiyordu.

Kızının eğitimini üstlendi, hem öğretmeni hem oyun arkadaşı oldu. El sanatları, şiir, felsefe, din, astronomi, astroloji, matematik konularında eksiksiz bilgilenmesi için elinden ne geliyorsa yaptı. Çok iyi bir öğretmendi. Öğrettiği konuları seviyor ve sevgisini karşısındakine aktarabiliyordu. O çağda ve dünyanın o yöresinde bilinen büyün dinleri kızına öğretti. Dogma düşüncelere ve dinlere saplanmasına izin vermedi. “Bütün dogmatik dinler yanlışlıklarla doludur ve kendine saygısı olan bir kimse tarafından son gerçek olarak kabul edilmemelidir.” ve “Düşünme hakkını hep kullanmalısın. Çünkü yanlış düşünmek, hiç düşünmemekten yeğdir.” dedi kızına.

Kızının salt zihinsel değil, bedensel gelişmesine de gereken önemi verdi. Günün belli saatleri spora ayrılmıştı. Hypatia yüzmeyi, kürek çekmeyi, ata binmeyi, dağcılığı öğrendi… Yıllar sonra Hypatia babasından öğrendiklerine kendi kendine öğrendiklerini katıp şöyle yazdı; “Masallar masal diye, efsaneler efsane diye anlatılmalıdır. Boş inançları gerçek diye öğretmekten daha korkunç bir şey olamaz. Çocuk aklı bunları kabul eder ve çocuk yanlış şeylere inanır. Bu yanlış inançlardan arınmak çok zor olur, uzun yıllar alır. İnsanlar boş inançlara bir gerçekmiş gibi inanıp uğruna dövüşürler. Hatta boş inançlar uğruna daha fazla dövüşürler, çünkü boş inanç öylesine elle tutulmazdır ki çürütülmesi neredeyse olanaksızdır.”

Hypatia biraz büyüdüğünde dünyayı dolaşmaya çıktı. Roma’ya ve Atina’ya gitti. Atinalı filozof, Plütark’tan (Plutarkhos) dersler aldı. Bu yolculuğu sırasında matematikçi olarak ünlendi. İskenderiye’ye geri döndüğünde üniversitede matematik ve felsefe okutması istendi. Seve seve kabullendi. Bu günler için yetiştirilmemiş miydi? Hypatia çok sevilen, iyi bir öğretmendi. Hypatia’nın ölümü hakkında bugün en güvenilir kaynak, tarihçi Socrates Scholasticus’un (Atinalı ünlü filozof Sokrates değil.) 439’da yazmayı tamamladığı “Historia Ecclesiastica” adlı yapıtıdır. Hypatia’nın hem sınıfının hem de evinin öğrencilerle, çağın bilgin ve düşünürleriyle dolup taştığını yazıyor. Avrupa’dan, Asya’dan ve Afrika’dan öğrenciler salt Hypatia’nın öğrencisi olmak için akın akın İskenderiye’ye geldiler. Diofantos’un ünlü Aritmetik adlı yapıtından ders verirdi genellikle.

Hypatia matematik üzerine birçok kitap yazmıştır. Aritmetik üzerine 13 ciltlik bir yorum. pollonius’un Konik’leri üzerine yorum. Ptolemy’nin “Almagest”i üzerine düzenleme. Babası Theon’un yazdığı Öklid’in Elementleri” adlı eser üzerine düzenleme. “The Astronomical Canon” (Astronominin Kanunları) adlı kitabı bunlardan bazılarıdır. Hypatia’nın bilime katkıları; gök cisimlerinin sınıflandırılmasında, hidrometre’nin bulunmasında, sıvıların yoğunluk derecesinin belirlenmesinde ve daha birçok konuda etkili olmuştur.

 

Hypatia doğayı; mantık, matematik ve deney ile açıklamaya çalıştı. Ne yazık ki bu kitaplardan günümüze ancak parçaları kalabilmiştir. Çoğu İskenderiye yangınında ve Serapis tapınağının azgın halk tarafından yakılıp yıkılmasından zarar görmüştür. Babasıyla birlikte Öklid üzerine en az bir kitap yazdığı biliniyor. Diofantos’un astronomi üzerine çalışmalarına katkıda bulunan bir yapıtının parçaları 15’inci yüzyılda Vatikan kitaplığında bulunmuştur. Hypatia’nın bir de Apollonius’un Konikleri Üzerine adlı bir kitap yazdığı biliniyor. Hypatia’dan sonra 17’nci yüzyılın ikinci yarısına değin bu konuya dokunulmamıştır. Ta ki Descartes, Fermat, Newton, Leibniz gelene dek. Bunun dışında, Ptolematios’un astronomi ve Diofantos’un aritmetik kitaplarına düştüğü notları var elimizde. Hypatia, gökyüzü gözlemlerinde, su arıtmada, denizcilikte kullanılan çeşitli buluşlarıyla ünlüdür. Hypatia öylesine ünlüydü ki, “İskenderiyeli filozof” ya da “İskenderiyeli esin perisi” adresli mektuplar doğrudan kendisine verilirdi.

Hypatia, yeni eflatuncular denilen bir düşünce okulundan sayardı kendini. Bu okulun bilimsel düşünce yöntemi Hıristiyanların dogmatik ve bağnaz düşünceleriyle çelişiyordu. MS 412 yılında, İskenderiye’nin patrikanesinin başına Kiril adında bir adam atandı. Aliye öğretmenin kara yobaz köy imamı, Hypatia için bu kara yobaz papaz Kiril olacaktı. Kiril, çöllerde oruç tutup dua eden sofu bir Hıristiyan’dı. Gene de dünya işlerinden elini ayağını çekmemişti. Parabolari denilen bir çapulcu ordusu ile bugünün Kızılay’ı görevini görüyorlardı. Daha sonra amaçlarından çıkarak çalıp çırpmaya başladılar. Kiril paganlara saldırmaya başladı. Her yeri yakıp yıktı, birçok suçsuz insan öldürdüler. Sonra İskenderiye’nin kuruluşundan bu yana özel yasalarla korunan ve barış içinde yaşayan Yahudilere saldırmaya başladılar. Sinagoglarını yerle bir edip onları kentten sürdüler. Mısır müfettişi Orestes, Kiril’in yaptıklarını hükümetine şikâyet ettiyse de bir sonuç elde edemedi.

Kiril yalnızca dinsel gücü değil, siyasi gücü de eline geçirmek istiyordu. Bu nedenle Orestes ve yandaşları yok edilmeliydi, en azından Orestes zayıflatılmalıydı. Hypatia, Orestes’in yakın arkadaşlarının en önemlisi ve en başta gelenlerindendi. Hem saygındı, hem bilgiliydi, hem iyi konuşurdu, hem de ünlüydü. Hypatia ortadan kaldırılmalıydı. Kışkırtmacıların da yardımıyla, çapulcular, işsizler, cahiller Hıristiyan olmayan Hypatia’ya karşı kışkırtıldılar.

Hypatia’nın devrin en güzel kadınlarından biri olduğu ve Vali Orestes’in bizzat Hypatia’dan ders aldığı sıralarda Hypatia’ya âşık olduğu bilinmektedir. Anlaşmazlıklara ise Vali Orestes’in, İskenderiye’de Piskopos Kiril’in kışkırtmaları ile Hypatia’ya karşı hızla büyüyen nefretin önüne geçmeye çalışması olmuştur. Hypatia, İskenderiye’ye Hıristiyanlığın hâkim olduğu son yıllarında Piskopos Kiril, Hypatia’yı hedef göstererek İncil’den yaptığı alıntılar ile halkı kışkırtmış ve Hypatia, halk tarafından “dinsiz” ve “şeytan” olarak nitelendirilmiştir.

Nihayet 415 yılında Hypatia, üniversitenin önünde bu canavarların hücumuna uğrar. Kısa bir süre içerisinde de bu Kıptî Hıristiyan çete tarafından taşlanarak öldürülür. Önce soyarlar, sonra midye kabuklarıyla etlerini parçalayıp ateşe atarlar. Soruşturma açılır ama rüşvet ve güç gösterisi sayesinde sonuçlanmadan kapanır. Kiril, İskenderiyelilere Hypatia’nın Roma’da olduğunu, linç edilmediğini söyler. Eserlerinden günümüze ulaşabileni yoktur; fakat Sinesius ile yazıştığı mektupların bir bölümü mevcuttur. Günümüze ulaşabilmiş 5. yy’dan kalma kaynaklar Hypatia’yı; Platon, Aristo ve Plotinus’un felsefelerinin öğreticisi olarak tanımlar.

İşte hayatını matematiğe ve astronomiye adamış, bir bilim kadınının, çağının “Aliye öğretmeni” Hypatia’nın hazin sonu. Bağnazlığın, cehaletin ve taassubun insanlara neler yapabildiğinin bir örneği.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir