Filipinler

Düzenli karmaşa…

Otuz dört gündür yollardayım. Tokyo’dan başlayan yolculuğumun son durağı Filipinler olacak. Uçağımızın tekerlekleri alana değdiğinde bu devasa köy-kente akşam çöküyor. Vize olmadığı için giriş işlemleri çabuk bitiyor. Ninoy Aquino Havaalanından otelimizin bulunduğu Pasig city bölgesine gelene kadar hava iyice kararıyor, etrafta ağır bir egzost kokusu ve yoğun trafikten başka bir şey göremiyoruz. Büyük sayılabilecek bir otele yerleşiyoruz. Güler yüzlü, geveze denilebilecek kadar konuşkan ve fazlasıyla samimi bir resepsiyon görevlisi karşılıyor bizi. Espriler yapıyor, çevreyi anlatıyor, anlatıyor, anlatıyor… Otelde kaldığım sürece her gördüğünde bana adımla hitap ediyor. Cin gibi bir genç! Elinden zor kurtuluyoruz.

 

Filipino-(85)

 

12inci kattaki penceremden Manila’ya bakıyorum. Sadece şehrin ışıklarını görebiliyorum. Her şey ne kadar güzel ve sakin görünüyor. Bilirsiniz, genellikle şehirler geceleri güzel görünür. Gece her türlü kiri ve kötülüğü bir örtü gibi kapatır, gizler.

 

1-a--kapak-(2)

 

Adını, yerel bir dil olan Tagalogcadaki bir bitkiden alan Manila’da koko yağı kokulu bir sabaha açıyoruz gözlerimizi. Pırıl pırıl bir güneşle uyanıyoruz. İçerde klimalar nedeniyle bir şey anlaşılmıyor ama sonradan anlıyoruz ki dışarısı çok sıcak ve nemli.  Kahvaltıyı otelde yapıp kendimizi dışarı atıyoruz. İlk işimiz bir banka bulmak. Para bozduracağız. Filipinler’in para birimi Peso. Bir Amerikan Doları 45 Peso ediyor. Çok geçmeden bir pasajın içinde banka buluyoruz. Kapıda iki güvenlik görevlisi bize buyurun diyor. Önce pasaja giriyoruz, içeride bir sürü dükkân var. Pasajın arka çıkışında ünlü hamburgercilerden biri görünüyor ve onun kapısında da iki güvenlik görevlisi duruyor. Union Bank’ta işimizi halledip dışarı çıkıyoruz. Hamburgercideki güvenlik görevlileri kafama takılıyor ama sonradan görüyorum ki bakkal dükkânlarında, büfelerde, kafeteryalarda, restoranlarda hatta kasap dükkanlarında bile güvenlik görevlisi var.

 

Filipino-(24)

 

Güvenlik deyince aklıma Jamaika’nın başkenti Kingston geliyor. Az gelişmiş ve ekonomik açıdan iyi durumda olmayan her ülkede güvenlik sorunu oluyor. Burada da hava karardıktan sonra arka sokaklara girmemeniz tavsiye ediliyor. Kenar mahalleler tam 3. dünya ülkesi. Suç oranının çok yüksek olduğu ülkede nüfusun % 41’i yoksulluk sınırının epeyce altında yaşıyor. Filipinler’de, özellikle başkent Manila’da iki tür insan yaşıyor. Bir tarafta, çok varlıklı, lüks içinde yaşayan, alışveriş merkezlerinden alışveriş yapan, büyük arabalara, koca koca ciplere binenler.

 

Filipino-(67)

 

Diğer tarafta ise, çöp karıştıran, birkaç Pesoya bisikleti ile insan taşıyarak nafakasını çıkartmaya uğraşan, dilenen, yani yoksulluk içinde sürünenler.  Durum böyle olunca tabi güvenlik de sorun oluyor. Otelimizin bulunduğu Pasigcity bölgesi Plazalar, rezidanslar, alışveriş merkezleri, bulvarlar ve caddeleri ile adeta bir Avrupa şehri. Ama ya diğer taraf?

 

Filipino-(68)

 

Bir taksi çeviriyor ve bizi Manila’nın en ünlü bölgesi Intramuros’a götürmesini istiyoruz. Intramuros, etrafı surlarla çevrili tarihi kalıntıların olduğu bir bölge. Intramuros, surların içi demek. Her yerde İspanyol izleri görmek mümkün.

Filipinliler, Filipino olarak adlandırdıkları bir dil konuşuyorlar. İngilizce ve Filipino resmi dil. Ayrıca ülke geneline yayılmış on iki büyük etnik dil de kullanılıyor. Filipino, ispanyolca ağırlıklı bir dil. İçinde bir miktar Portekizce ve Malay dilinden kelimeler var.

 

Filipino-(28)

 

Kalabalık caddelerden, yoğun trafikten ve sıcaktan bunalarak yola alıyoruz. Manila’yı ilk görenlerin aklına hemen kaos gelecektir. Her biri trafik canavarı olan büyük ciplerden uzatılarak dolmuş gibi çalışan gürültülü jeepney adlı toplu taşıma araçları ve bu araçların tıkadığı trafik, egzost dumanları, korna sesleri, çöp dolu, idrar kokan sokaklar, yol kenarlarında yatan çıplak insanlar, dilenen çocuklar, sokak satıcıları…

 

Filipino-(46)

 

Jeepney denilen araçlar, 1940’larda Amerikalılardan kalan ciplerin, gerektiğinde yanları açılabilen bir çeşit kamyonet gibi bir araca dönüştürülmüş. Aynı bizdeki dolmuşlar gibi çalışıyorlar. Bu araçlar o kadar tanınmış ki Filipinler’in sembollerinden biri olmuş. Tıpkı Bangkok’taki tuk tuklar gibi. Rengârenk boyalı ve tamamen el yapımı Jeepneylerin hiç biri diğerine benzemiyor. Sahipleri hepsine ayrı ayrı isimler vermişler. Karşılıklı oturma düzeniyle ortalama 18 kişi binebiliyor. Üstelik çok ucuz. Taksim-Sarıyer mesafesindeki bir yere 50 kuruşa gidebiliyorsunuz.

 

Filipino-(40)

 

Hong Kong’ta gördüğüm binlerce Filipinlinin nedenini şimdi daha iyi anlıyorum. Dünyanın başka ülkelerine en çok işçi gönderen bir ülke burası! 12 Milyondan fazla Filipinli başka ülkelerde çalışıyor. Birçok ülkede hizmet sektörünün vazgeçilmez çalışanları Filipinliler.

 

Filipino-(45)

 

Yoksul yaşamlarından kurtulabilmek amacıyla köylerinden ayrılıp, büyük umutlarla şehre sığınmış insan yığınlarının yaşadığı bir şehir Manila. Birçok değişik kültürün etkisi altında kalmış şehir, adeta bir kültür mozaiği. Malay, İspanyol, Amerikan, Çin ve Arap kültürü etkisi altında harmanlanmış bir kültürü var. İspanyol döneminden kalma eski kilise ve katedralleri, renkli gece hayatı ve alışveriş mekânları ile cıvıl cıvıl, gece gündüz yaşayan bir şehir burası. Gökdelenleri, plazaları ve lüks otelleri ve gece kulüpleri ile Makati bölgesi orta ve üst gelir seviyesinden gezginlere hitap ederken, Adriatico Caddesi ise düşük bütçeli sırt çantalı gezginler için daha uygun. Her iki bölge çevresinde çok sayıda hostel, otel, restoran, gece kulübü ve barlar var. İsterseniz bir günü 10-15 Dolara geçirebilir ya da bir gecede otelinize 1000 Dolar ödeyebilirsiniz.

 

Filipino-(71)

 

Nihayet “İntramuros” bölgesine geliyoruz. Savaştan hasar görmüş katedraller, kiliseler, topçu birliklerinin tabyaları ve surlar ile çevrilmiş bir eski şehir burası. Yürümekle bitecek gibi değil. Sıcak başımıza vuruyor. Önce birer şapka alıyor, sonra da bir çek çek bisikletçi ile anlaşıyoruz. 250 Pesoya (15.-TL) bize tüm Intramuros’u gezdirecek. Gezimiz yaklaşık bir saat sürüyor. Bu arada hava sıcaklığı ve nem inanılmayacak kadar insanı yoruyor. Neredeyse dilimiz dışarı çıkacak.

 

 

Filipino-(62)

 

Intromuros’un çıkışında ünlü Rizal Park var. Tüm Manilalıların ve turistlerin uğrak noktası, kalabalıktan adım atılmıyor.  Adını, ulusal kahraman Dr. José Rizal’dan alan parkta bu kahramanın bir de anıtı var. Parkta sıcaktan mayışmış insanlar buldukları her gölgeyi işgal etmiş uyukluyorlar. Büyük, küçük, yaşlı, genç dilenciden geçilmiyor. Üstü başı perişan insanlar, yalın ayak çocuklar yürek sızlatıyor.

 

Filipino-(35)

 

Parkın girişinde büyük bir havuz var. Filipinler’in maketini yapmışlar. Haritanın üzerinde yürüyerek ülkeyi geziyorsunuz. Biraz sonra Macellan’ı öldüren, ilk ulusal kahramanları, Mactan Adası sultanı Lapu Lapu’nun heykeli ile karşılaşıyoruz. Asıl büyük heykeli Mactan’daymış  ama Rizal Park’dakinin de hatırı sayılır. Çin ve Japon bahçelerinden sonra açık hava tiyatrosunu geçip Rizal ‘in öldürüldüğü yere geliyoruz. Hedefimiz Dr. Rizal ‘in öldürüldüğü yerde yapılan heykellerin olduğu Martydom of Rizal Diorama.

 

Filipino-(29)

 

Filipino-(91)

 

Göz doktoru, zoolog, gazeteci, yazar, şair, milliyetçi, devrimci ulusal kahramanın asıl adı, José Protasio Mercado Rizal y Alonzo Realonda. Kısaca Dr.Rizal, İspanyollara karşı direniş ateşini yakan kişi olarak biliniyor. 3 Kasım 1896’da Fort Santiago’ya hapsediliyor. Hapis süresince günlük tutmasına, ailesiyle görüşmesine ve mektup yazmasına bile izin verilmezken “Mi Ultimo Adios” ( Elveda anavatanım) adlı ünlü şiirini dışarıya çıkartmayı başarıyor. 30 Aralık 1896’da henüz 35 yaşında iken hapishaneden çıkartılıp 1 km yürütüldükten sonra şimdi heykelinin dikildiği yerde arkasından ateş edilerek idam ediliyor.

 

Filipino-(90)

 

 

Filipino-(26)

 

Paco mezarlığına defnediliyor. Mezarlığa bile giremeyen aile ancak 20 ay sonra Amerikalıların Manila’ya girişiyle cesedi alıyor ve yakarak, küllerini de Fort Santiago’da hapis yattığı odaya koyuyor. Şimdi müzeye dönüştürülen infaz edildiği yere giriş ücretli (50 Peso, 2,5 TL). Giriş duvarında ünlü şiiri “My Last Farewell” (Son Vedam) in İspanyolca ve İngilizcesi  yazılmış. Duvarlarda Rizal’in hayatı rölyeflerle anlatılıyor. Vurulma anı ve ailesiyle ilgili bazı kareler heykellerle canlandırılmaya çalışılmış.

 

Filipino-(75)

 

Filipinlerin eski devlet başkanlarının heykellerinin bulunduğu bir köşede biraz dinlenip, Diktatör Marcos’un karısı İmelda Marcos’un ayakkabılarından söz ederek ve fotoğraf çektikten sonra parktan çıkıyoruz.  Filipinler deyince İmelda Marcos’tan söz etmeden geçmek olmaz. Filipinler’in eski diktatörü Ferdinand Marcos’un eşidir İmelda Marcos. Her türlü rezilliklerinin yanı sıra bir de ayakabı fetişisti olarak tanınır. Bir insan 3000 çift ayakkabıyı ne yapar acaba? Tamam, her kadın ayakkabı sever ama halkı açlıktan ölürken Avrupa’da bir seferde beş milyon dolarlık alışveriş yapmak nasıl bir hastalıktır anlamak mümkün değil.

 

Filipino-(37)

 

“Demir kelebek” unvanlı İmelda Marcos’un kocası Ferdinand Marcos’un başkanlığı döneminde, Filipinler ağır yoksulluk altında inlerken, Marcos çifti yaşadıkları olağanüstü lüks hayatla hep gündemde dünya basınında boy gösteriyorlar. Çiftin bu aşırı harcama ve hayal edemeyeceğimiz (artık edebiliyoruz) lükse dayalı hayatlarına ve devletin yozlaşmış politikasına isyan eden halk sonunda Marcos hükümetini bir isyanla deviriyor.

 

Filipino-(36)

 

Marcos hükümeti düştükten sonra yurtdışına kaçarak yıllarca Hawaii’de sürgünde yaşayan İmelda Marcos affa uğruyor ve ülkesine geri dönüyor. Üstelik hiç utanmadan halkın parasıyla aldığı üç bin çift ayakkabıdan geriye kalan 2800 çiftini bir müzede sergilemeye bile başlıyor.

 

Filipino-(78)

 

1589 yılından kalma San Agustin kilisesinin önünde durduğumuzda yanıma bir kız bir erkek iki üniversite öğrencisi yanaşıyor. Anket yapmak istiyorlarmış. Turizm ve turist olmakla ilgili sorular soruyorlar. Sorular bitiyor, fotoğraflar çekiliyor ve kilisenin serin avlusuna atıyoruz kendimizi.

 

Filipino-(76)

 

Sık sık dinlenerek, gölge yerlerde, serin kafelerde soluklanarak gezmeye çalışıyoruz. Zaman zaman çek çek bisikletçilere müşteri oluyor, zaman zaman jeepneylere binerek şehri keşfetmeye, Manila’nın yaşamını anlamaya çalışıyoruz.

 

Filipino-(41)

 

Santiago hisarı’nın sakinliği kafamızı boşaltıyor. Ortasındaki göleti, ağaçları ve çiçekleri ile huzur verici bir yer. Dışarı çıkmak istemiyoruz ama gezmemiz gereken çok yer var. Aziz Agustin müzesi, Manila Katedrali, Santo Tomas Üniversitesi, Casa Manila, Minor basilica of St. lorenzo Ruiz olarak adlandırılan Binando kilisesi, başkanlık Müzesi, Ulusal Müze ve büyük Manila otelinin hemen yanındaki golf alanlarına komşu tarihi Reducto De San Pedro isimli kalıntılar gezilecek. Bütün bunların yanı sıra birkaç tane de ünlü alışveriş merkezi var. Nasıl olsa birkaç gün buradayız. Hiç acele etmiyoruz, yavaş yavaş hepsini gezeceğiz.

 

Filipino-(30)

 

Tipik kolonial dönem binalarından Casa Manila ve Unesco’nun koruma altına aldığı St. Augustin Kilisesine bir kez daha göz kırpıp, Manila Katedrali’ni onarım nedeniyle sadece dışarıdan ziyaret ettikten sonra yemek için ünlü Ristorante delle Mitre ‘ye gidiyoruz. Başka bir yerde benzerini görmediğim bir restaurant burası! Psikoposların ve diğer üst düzey din adamlarının yemek yediği, tarihi bir restaurant. Din adamlarının kullandıkları başlık anlamına gelen “Mitre” ismi, içeride sergilenen şapkalar ve dini motifli dekorlar ile anlatılmaya çalışılmış. Çalışanların bir kısmının da gerçek rahibeler olduğunu öğreniyor, tabii ki çok şaşırıyoruz.

 

Filipino-(86)

 

Değişik bir yapısı var Filipinlilerin. Çok rahatlar, hiçbir şeye aceleleri yok. Otelde resepsiyon görevlisi “ konuşkan Jingco’ya” sorduğumda, biz Malaylar böyleyiz, acele işi sevmeyiz diye cevaplıyor. Malaylar, Filipin Adaları’na ilk yerleşen insan topluluğu. Daha sonra Hintliler ve Çinliler geliyor. Portekizli kâşif Ferdinand Macellan ise 1521 yılında Filipinler’e varan ilk Avrupalı oluyor. Ünlü denizci Macellan, yerli savaşçıların lideri Lapu-Lapu ile girdiği bir çatışmada burada öldürülüyor.

 

Filipino-(57)

 

333 yıl boyunca İspanyol hâkimiyetinde kalan Filipinler, adını İspanya Kralı II. Filip’ten alıyor. İspanyollar tarafından 1565 yılında işgal edilen Filipinler, 1898 yılına kadar İspanyol sömürgesi oluyor. Ta ki 1898 yılındaki İspanyol-Amerikan savaşı sonrasında Amerikalılar, 20 milyon dolar ödeyerek Filipinleri İspanyollardan satın alana kadar.

Bundan sonra yine uzun yıllar sürecek Amerikan sömürge dönemi başlıyor. Artık tam bir kölelik düzeni hakimdir ve adeta Asya’da ABD’nin uçak gemisi gibi kullanıyor. Filipinler’in şimdiki Cumhuriyeti ise resmen 1946 yılında kuruluyor. XX. yüzyılın hemen başlarında bağımsızlık isteyerek ABD’ye başkaldıran Filipinlerin bu isteği savaş nedeni oluyor ve ABD ile girişilen savaş 1,5 Milyon Filipinlinin hayatına mal oluyor.

 

Filipino-(51)

 

Kalabalığın tavan yaptığı milyonluk köy-kentleri, 20 den fazla aktif volkanı, dünya mirası 2.000 yıllık pirinç tarlaları, 100’den fazla etnik topluluğu, şahane denilebilecek tropikal adaları ve güler yüzlü, saygılı insanlarıyla Güney Çin denizinin ortasında, Vietnam ile Tayvan’ın karşısında 105 Milyonluk bir ülke burası. 7100 den fazla adasıyla dünyanın en uzun sahil şeridine sahip ülkelerinden olan Filipinler’in, adalarının ve kumsalların güzelliğini sözlerle anlatmak mümkün değil.

 

Filipino-(55)

 

Asya kıtasından 966 km açıkta bulunan Filipinler’i oluşturan 7.107 adanın, ancak 880’inde yerleşim var. 4,000 adanın ise hala ismi bile yok. Adalar üç ayrı grupta toplanmış. Filipinler’in başkenti Manila’nın da bulunduğu Luzon, orta kesimde Visayas ve güneyinde Mindanao takımadaları olarak anılıyor. Bu üç ada grubu ise 17 bölgeye, 80 vilayete, 138 şehre ve 1,496 belediyeye bölünmüş. Başkent “Metro Manila” 12 milyona yaklaşan nüfusu ile ülkenin en büyük şehri.

 

Filipino-(63)

 

Dünyanın nüfus yoğunluğu açısından en kalabalık 8 inci ülkesi olan Filipinler, gerçekten çok kalabalık bir ülke. Özellikle metropol şehirler; Başkent Manila ve Quezon City sokaklarında bu çok kolay fark ediliyor. Bu şehirlerde kalabalık ve gürültülü caddeler, tıka basa dolu metro istasyonları ve jeepneylerin altüst ettiği bir trafik içerisinde yaşam adeta bir karmaşa içinde sürüyor. Egzozdan kaynaklı ciddi bir hava kirliliği var ve insanı rahatsız ediyor. Manila merkezindeki caddelerin biraz dışına çıkıldığında, teneke evlerden yapılmış barakalarda yaşayan yüz binlerce insan dikkat çekiyor. Kucaktaki bebekleriyle, kaldırımda karton koli içinde yaşayan aileler kimseyi şaşırtmıyor bile.

 

Filipino-(65)

 

Macellan’ın Filipin takımadalarını keşfetmesinden sonra Filipinlere Hıristiyanlık egemen oluyor. Bu gün ülkenin yaklaşık %86 sı Hıristiyan. Hıristiyanların %51 i Katolik. XIV.yüzyılda İslamiyet’le tanışan Filipinlerin Müslüman nüfusu ise %11. Müslümanların çoğu ülkenin güneyindeki Mindanao adasında yaşıyor.

 

Filipino-(43)

 

Filipinler’in 7107 adası içerisinde en çok bilineni ve tabii ki en turistik olanı ise Boracay adası. Ada; eğlencenin her türlüsü, şahane plajları, dost canlısı yerli halkı ve olağanüstü doğası ile bir cennet!

 

Filipino-(60)

 

Filipinler’e gitmek için en uygun zaman Ocak ve Mayıs ayları arasındaki sıcak ve kuru dönem. Yağışlı sezon olan Temmuz-Ekim arası fırtına ve tayfunlar çok sık görülüyor ve tatil için pek uygun değil. Muson yağmurlarının yağdığı bu sezonda tayfunlar, haber bültenlerine konu olacak kadar yıkımlara yol açabiliyor.

 

Filipino-(32)

 

Filipinler’e girişte kapıda ücretsiz 30 gün vize veriliyor. Filipinlerde daha uzun kalmak isteyenler Intramuros’taki imigration ofisinde, 3 Bin Peso (175 TL) ödeyerek 2 ay daha vizelerini uzatabiliyor.

 

Filipino-(23)

 

Aklım Manila’da kalmadı dersem yalan olur. Dilerim bir gün yolum tekrar bu ülkeye düşer. Düşer de, gitme fırsatı bulamadığım birçok bölgesine gidebilirim. Orkidenin de insanın da bin çeşidinin olduğu bu ülkeye selam olsun.

Gezenlere,

Gezmek isteyenlere,

Gezmesini bilenlere bitmeyen yolculuklar diliyorum.

 

Filipino-(82)

 

Filipino-(81)

 

Filipino-(89)

 

 

Filipino-(69)

 

Filipino-(66)

 

Filipino-(50)

 

Filipino-(53)

 

Filipino-(54)

 

Filipino-(56)

 

Filipino-(58)

 

Filipino-(49)

 

Filipino-(48)

 

 

Filipinler-(245)

 

 

Filipino-(42)

 

Filipino-(31)

 

Filipino-(33)

 

Filipino-(34)

 

Filipino-(22)

 

Filipino-(21)

 

Filipino-(19)

 

 

Filipino-(88)

 

 

Filipino-(15)

 

Filipino-(14)

 

Filipino-(4)

 

Filipino-(7)

 

Filipino-(12)

 

Filipino-(61)

 

 

 Sayfa başı

Filipinler” için 2 yorum

  • 16 Aralık 2015 tarihinde, saat 19:28
    Permalink

    Cok guzel bir gezi olmus, ama sanirim sadece Manila bolgesinde kalmissinız.
    makati de cok guzel bir Turk Restauranti ve Nargilecisi Var Burgos Streette, ismi Pasha Restaurant. Digiturk bile var 🙂

    Yanıtla
  • 3 Temmuz 2016 tarihinde, saat 19:10
    Permalink

    Hocam, cok guzel bir gezi gecirmissiniz, tecrubelerinizi de oğretici bilgilerle beraber harmanlayarak cok guzel bir sekilde anlatmissinız. Ben de bu yaz hem ingilizce egitimi hem de gezi icin gitmeyi dusunuyorum hayırlısıyla…

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir