Çin Seddi

Dünyanın en

büyük mezarlığı…

Uzun bir uçuşun ardından uluslararası Bejing (Pekin) havaalanına iniyoruz. Elle tutulur yoğunlukta bir hava çarpıyor yüzümüze. Islak ve sıcak…

Beijing-(4)

 

Dışarı çıkıyoruz. Hep hayalini kurduğum fotoğrafı arıyorum. Çek çek ile yolcu taşıyan hasır şapkalı Çinlilerin fotoğrafını çekeceğim. Daha havaalanının kapısında böyle bir fotoğraf karesinin tarihe karıştığını anlıyorum. Pırıl pırıl modern bir şehirle karşılaşıyoruz.

 

Beijing-(2)

 

Yaklaşık yirmi gün süren Çin yolcuğum sonucunda anladım ki bu ülkeyi sadece bir yazıda anlatmak neredeyse imkânsız. Beijing’den eski başkenti Xi’an’a, Chengdu’dan Yichang’a, Şangay’dan Hong Kong’a binlerce kilometrelik ve bir buçuk milyar insanın yaşadığı engin bir kültür ve tarih üzerinde oturan, kıta büyüklüğünde bir ülke olan Çin ancak ciltler dolusu kitaplarla anlatılabilir.

 

Beijing-(143)

 

Bu düşünce ile Çin’i bölüm bölüm anlatmaya, önemli yapılarını, şehirlerini, yaşamını, insanlarını yani kısaca gözlemlerimi sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

 

Beijing-(21)

 

Çin denilince akla gelen ilk şey Çin Seddi olunca ben de bu duvarın yapılış hikâyesi, tarihi ve efsaneleri ile başlayayım istedim.

Gece konakladığımız devasa boyuttaki Jianguo Garden otelinden kahvaltının ardından erken denilebilecek bir saatte yola koyuluyoruz.

 

Beijing-(143)a

Ben diyeyim yüz metre, siz deyin iki yüz metre genişliğinde caddelerden geçiyor, dakikalarca kırmızı ışıklarda bekliyor, şehirden çıkmaya çalışıyoruz. Bu gün hedefimizde 1368-1644 yılları arasında hüküm sürmüş Ming hanedanı anısına yapılmış “Sacred Road” denilen Kutsal yol ve hanedan mezarlarından sonra Çin Seddi’nin Mutianyu bölümü var.

 

Beijing-(291)

 

Hanedan mezarları, Pekin’in 50 kilometre kadar kuzey batısında tarihi bir bölgede. Bu anıt mezarlar 80 Kilometre karelik bir alanı kaplıyor.

 

Beijing-(286)

 

Mezarlar Changping bölgesinde Tianshou Dağı’nın güneyinde yer alıyor. 16 Ming Hanedanı imparatoru’nun, 23 imparatoriçesinin ve 1 yüksek düzey cariyenin mezarı burada bulunuyor. Bu mezarlar boyut ve mimarilerinde farklılık gösterseler de, genel olarak birbirlerine benziyor.

 

Beijing-(290)

 

Ming Mezarları, 1957 yılında Pekin Yönetimi tarafından koruma altına alınmış, Temmuz 2003’te ise UNESCO tarafından “Ming Ve Qing Hanedanları’nın Kraliyet Mezarları” adı altında Dünya Miraslar Listesi’ne alınmış. Sağlı sollu savaşçı ve hayvan heykellerinin bulunduğu uzun bir yol ve yemyeşil bir alana giriyoruz. Çevrenin temizliği ve bakımı harika. Bir sürü görevli bakım ve temizlik için harıl harıl çalışıyor. Hayranlıkla heykelleri izliyerek, bu “kutsal yol”u baştan başa yürüyoruz.

 

Beijing-(289)

 

 

Bir süre daha burada oyalandıktan sonra yola devam ediyoruz. Kuzey batıya doğru 50 km. daha yol aldıktan sonra “Büyük duvarın” üzerine çıkabilmemizin en uygun olduğu Mutianyu bölgesine geliyoruz. Bir kaç yüz metrelik bir yokuşu tırmanıp, bizi tepeye çıkaracak teleferiğe kavuşuyoruz. Yürüdüğümüz yol boyunca el becerilerini paraya çevirmeye çalışan köylülerin arasından geçiyoruz. Ve teleferik ile yaptığımız bir kaç dakikalık yolculuk ile Çin seddine ayak basıyoruz.

 

Beijing-(333)

 

Çin Seddi deyince iki bin yıllık bir tarihten ve 6000 kilometre uzunluğunda bir duvardan ve bir milyona yakın işçinin emeğinden söz ediyoruz. Dünyanın bütün harikaları gibi Çin Seddi’ni de çıplak gözle görmek, insana televizyonda gördüğünden ya da kitaplarda okuduğundan çok daha farklı duygular tattırıyor. Kuşbakışı bakıldığında toprak üzerinde kıvrıla kıvrıla giden bir yılanı andıran yapının ortalama yüksekliği 8 metre, genişliği ise tabanda 7, tepede 6 metre.

 

 

Beijing (1) B. KAPAK

 

İlk parçaları neredeyse 2000 yıl önce yapılan duvar, XIV. Yüzyılda Ming hanedanlığı döneminde birleştirilip genişletilmiş.Tam 20 yıl boyunca toplam 300 bin asker ve mahkum Asya kıtasını neredeyse ikiye bölen bu uzun, heybetli duvarın inşasında çalışmışlar. Şantiye, toplama kampı gibiymiş. Köylüler, katiller, eşkiyalar, politik nedenlerle mahkum olmuş düşünürler, cezaevine düşmüş memurlar, rüşvetçiler ve hırsızlar. Her türden insan yan yana dünyanın en büyük sınırını tamamlamaya çalışmışlar.

Kadınlar ise çadır bezi dokumakla görevliymişler. Açlık ve yorgunluktan bitkin düşen çiftçiler çadırlar altında birkaç saat dinlenirken yaşadıkları zulmü anlatan şarkılar söylerlermiş. Çin Seddi’nin yapımında yaşananları anlatan şiir ve şarkılar bugün bile Çin’de dilden dile dolaşıyor.

 

Beijing-(310)

 

 

İnşaat sırasındaki zor koşullar yüzünden binlerce insan yaşamını yitirmiş, duvarın harcına karışıp gitmiş. Bu nedenle Çin Seddi, kimi belgelerde “Dünyanın en büyük mezarlığı” diye de anılıyor. Bir saldırı sırasında Hunlara esir olmaktan son anda kurtulan imparator, o kızgınlıkla seddin bir bölümünün iki hafta içinde bitmesini emrediyor. İmkansız emir yerine getiriliyor ve verilen sürede duvarın inşası tamamlanıyor. Tamamlanıyor tamamlanmasına da… Gece gündüz yemek yemek için bile ara verilmeden çalıştırılan işçilerden 60 bininin hayatına mal oluyor. İki hafta içinde 60 bin ölü duvarın içine gömülüyor.

Uzaydan çıplak gözle görülebilecek tek insan yapısı olduğu söylenen Duvar, M.Ö.III Yüzyılda Çin’i tek bir imparatorluk altında birleştiren İmparator Qin Shi Huang Di döneminde bozkır kabilelerinin akınlarından korunmak için yaptırılıyor. Ve Asya’nın bu en eski, en büyük anıtsal yapısına, uzun duvar anlamına gelen Çang-Çeng adı veriliyor. Önemli bir bölümü III. Yüzyılda tamamlanan duvar, Sarı Deniz kıyısındaki Şanhaikuan’dan Kansu eyaletine kadar sürüyor.

 

 

Beijing-(261)

 

Birkaç yüz metre arayla yapılmış Gözetleme kulelerinin Yüksekliği 12 metre. Dövülerek sıkıştırılmış topraktan yapılma seddin kimi bölümleri dışarıdan hendeklerle çevrilmiş. İmparator Shi Huang Di’nin ölümüne kadar bitmemiş olan Çin Seddi’nin inşasına daha sonraki hükümdarlar da devam etmiş.

 

 

Beijing (248)

 

Tüm kentleri içine alacak biçimde yapılan Çin Seddi o gün için mükemmel bir savunma sistemi yaratıyordu. Kentlere girişler, sıkı sıkı kontrol edilen daracık kapılardan sağlanabilmek üzere tasarlanmış.  Bu kapıların da her birinin ayrı bir adı var. En çok bilinen kapı “Diller Kapısı”. Bu isim, yalan söyleyenlerin dillerinin kesilerek kapının üstüne asılması nedeniyle verilmiş. 12’nci yüzyılda Pekin’i istila etmek isteyen Cengiz Han’ın da, kente “Diller Kapısı”nı kullanarak girdiği biliniyor.

 

 

Beijing-(241)

 

Çinlilerin direnişine, Pekin sınırlarına dağıtılan 3 milyon askerin savunmasına rağmen Cengiz Han Pekin’de taş üzerinde taş bırakmamıştı. Öldürttüğü 350 bin Çinli’yi de seddin içine gömdürttüğü söylenir. 1420 yılında Ming hanedanının üçüncü imparatoru Yung-Lo bu büyük duvarı onarımdan geçirtir ve kulelerine toplar yerleştirir.

 

 

Beijing-(237)

 

İnsanoğlunun gerçekleştirmiş olduğu en büyük yapı olan Çin Seddi, gerçekten de yüzyıllarca dışarıdan gelen pek çok saldırıyı başarısız kılmıştır. Ta ki XVII. Yüzyılda Çin Seddi’ni aşarak kentlere giren Mançular, Ming hanedanlığına son verene kadar. Birbiri ardına tahta geçen Çin hanedanları tarafından sürekli olarak onarılan yapının bugünkü kalıntıları Ming hanedanlığı döneminden kalma.

 

 

Beijing-(252)

 

Ünlü gezgin Marko Polo seyahatnamesinde Çin Seddi’nin güçlü bir savunma unsuru olduğunu yazmış, o günün şartlarında bu savunma sistemini inanılmaz bulduğunu anlatıyor. Yine VII nci yüzyılda Çin’den dönen bir başka gezgin de notlarında, 900 bin civarında askerin gece gündüz nöbet tuttuğu seddin etrafında düşmana saldırmak için de 400 bin atlının hazır bekletildiğinden söz ediyor.

 

Beijing-(245)

 

Pek çok bölümü yıkılmış olan seddin Pekin sınırındaki, Ming hanedanı tarafından inşa edilen bölümü ziyaretçiler üzerinde bugün bile hayranlık uyandırıyor.

 

Beijing-(275)

 

Buradan geçen her Çinli, yerden bir çakıl taşı alıyor ve duvara fırlatıyor. Bu hareketin, seddin yapımı ve saldırılar sırasında ölen yüz binlerce ölüyü selamlamak ya da harabelerde uyuyan ölülerin ruhunu teskin etmek için yapıldığını söylüyorlar.

 

Beijing-(266)

 

Hayranlıkla ve karmaşık duygular içinde uzunca bir süre etrafı inceliyoruz. Dünyanın öbür ucunda, en ünlü tarihi eserin üzerinde yeşil dağlara ve dağların ardındaki ufka bakmak insanda tarifi zor bir yalnızlık duygusu uyandırıyor. İster istemez burayı inşa eden insanların çektiği acılar geliyor aklıma.

Bir süre daha duvarın üstünde yürüyüp, dönüşe geçiyoruz. Günümüz teknolojisi ve savaş teknikleri açısından stratejik gücünü kaybetmiş olan Çin Seddi’nin efsanevi gücü ise aynı heybetiyle devam ediyor. Geldiğime değdi diye düşünüyorum.

Yolda bir çayhaneye gideceğiz. Giderek sayıları azalan neredeyse bin çeşit çayın içilebildiği tipik bir Çin çayhanesinde “wulong” çayı içeceğiz.

Gelecek yazımızda, Çin’in eski başkenti ve “toprak askerler” olarak adlandırdığımız ünlü “Terracotta savaşçıları”nın şehri Xi’an (Şian) da buluşmak dileğiyle,

Gezenlere, gezmek isteyenlere, gezmesini bilenlere bitmeyen yolculuklar diliyorum.

 

Beijing-(256)

 

Beijing-(243)

 

Beijing-(236)

 

 

 

 

 

Beijing-(293)

 

Beijing-(305)

 

Beijing-(314)

 

Beijing-(312)

 

Beijing-(324)

 

Beijing-(326)

 

 

 

Beijing-(334)

 

Beijing-(278)

 

Sayfa başı

Çin Seddi” için 2 yorum

  • 18 Eylül 2015 tarihinde, saat 08:22
    Permalink

    Harika fotoğraflar ve anlatım…Çin gezisinin diğer bölümlerini de merakla bekliyoruz.Emeğine sağlık, yolun açık, ışığın bol olsun…

    Yanıtla
  • 22 Ağustos 2016 tarihinde, saat 17:45
    Permalink

    Bu muhteşem paylaşım için teşekkürler. Bir de benim hanedanlığı araştırdınız mı diye sormak istedim. 🙂 Emeğinize sağlık.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir